Monte Carlo’nun asfalt-buz ve karla kaplı karışık zemin yapısından Ogier galip ayrıldı. Sonra ekipler bir sonraki durak olan ve takvimin kar zeminli tek rallisi olan İsveç’e doğru yola çıktılar. İsveç büyük mücadelelere sahne olsa da birincilik basamağı Tanak’ın oldu. Sırada toprak zemin vardı, Meksika’nın yüksek rakımlı toprak etaplarının galibi bir kez daha Ogier oluyordu. Ogier’in 2 galibiyetine karşı 1 galibiyet alabilen Tanak Şampiyona liderliğini 1 puan farkla ve toplam 65 puanla elinde bulunduruyordu; Ogier 64 puanla ikinci sırada bulunan isimdi.

Sırada 2019 Dünya Ralli Şampiyonası takviminin ilk tam anlamıyla asfalt zemine sahip olan yarışı bulunuyordu. Bayanlar ve baylar; “Korsika turuna” ( Fransa-“Tour de Corse” ) hoş geldiniz.

Bizi nasıl bir yarışın beklediğini sizlere aktarmadan yarışı konuşmak biraz havada kalacaktır. Korsika rallisi genel anlamda temiz asfalt diyebileceğimiz, mıcır sorunu pek yaşanmayan, lastik tutunması üst seviye olan etaplardan oluşmaktadır. Yüksek lastik tutunması sayesinde otomobiller ve pilotlar virajlardan olabilecek en düşük hız kaybı ile ayrılmaya çabalarlar. Korsika Rallisi 10.000 viraj rallisi olarakta bilinir. Bunun nedeni ise Korsika adasındaki yolların oldukça ama ‘oldukça’ virajlı olmasıdır. Yukarı tırmanan etaplar, iniş karakterli etaplar, daralan ve genişleyen sektörler, mıcır ve toprak kapli tuzakli alanlar, neredeyse pist kadar konforlu yarışın genel karakterinden zıt karakterde yollar ve 47 Kilometrelik kraliçe etap “Castagniccia”. Tüm bu bileşenlerden kazanan olarak ayrılmak içinse sizin ihtiyacınız olanlar, asfalt zemine uygun bir otomobil, onu kullanmaya yeterli hıza sahip bir pilot ve tüm etapların karakterine uygun olacak şekilde ayar yapabilecek hissiyata sahip bir kalça bölgesi (otomobilin içindeki pilotların aracın hareketlerini anlayabilmek için kullandıkları bölge kalçalarıdır. Sebebi ise dikey olarak otomobille temas edilen bölgenin kalça bölgesi olmasından dolayı aracın hareketlerinin en net hissedildiği bölge olmasıdır).

Peki o halde; etapları biliyoruz, kazanmak için nelere ihtiyacımız olduğu konusunda oldukça bilinçlendik, o halde Korsika Rallisi’ne yaşamaya başlayalım. Yarış öncesinde klasikleşmiş “kim kazanır” sohbetlerinde öne çıkan isimler Tanak, Ogier ve Neuville’di. Ki bunu podcast hesabımızda konuşmuştuk. Dinlemek için: Yarış Modu 2019 – Bölüm 1
Aynı zamanda asfalt uzmanlığıyla bilinen Dani Sordo’nun, sezon başı planlamasında Mikkelsen’in yarışacağı bildirilmiş olmasına rağmen yarış öncesi yapılan değişiklik ile Hyundai i20’sinin koltuğuna oturmasıyla birlikte oyuna bir oyuncu daha dahil olmuş oldu. Bu 4’lünün arkasında ise hatalardan uzak kalabilirse oldukça hızlı olan Meeke ve kral Sebastien Loeb favori olarak gösteriliyordu. Korsika’da Hyundai’nin, takımlar şampiyonasında geride kalması sonrasında en güçlü elini oynaması çokta şaşırtıcı olmadı. Ford’tan olan beklenti ise belaya karışmamaları ve fırsat bulurlarsa iyi puanlar kazanmalarıydı fakat kimsenin onlardan podyum beklentisi yoktu. Yarış Cuma günü koşulacak 6 etapla başladı.

Sezonun ilk asfalt rallisiyle birlikte herkes nefesini tutmuş ve ilk etap sonuçlarını bekliyordu. Tüm takımlar ve tüm taraftarlar kendi favorilerinin ilk etaptan hızlı çıkmasını temenni ediyordu. Etaba ilk saldıran Tanak oldu, ilk sırada yarışa başlayan Tanak orta üst seviye bir süratle etabı bitirdi. 2 dakika sonra start sırası Ogier’deydi, Ogier Citroen C3 WRC’sinin el frenini bıraktığı anda yarış Citroen içinde başlamış oldu fakat ilk etap içi zaman noktası Citroen için kötü bir hafta sonunun sadece başlangıcını gösteriyordu. Ogier, Tanak’ın ciddi anlamda gerisinde kalıyordu. 3. sırada etaba Neuville ve Hyundai’si çıktı. Neuville ve Hyundai için bu yarış ipten dönme veya ipe gitme yarışıydı. Neuville ilk etabı bitirdiğinde yaptığı zamanla ilk sıraya yerleşiyordu. Sordo’nun da etabı tamamlamasıyla birlikte Hyundai’ler 1 ve 2. sıradalardı. Tanak geride kalsa da farklar oldukça düşüktü. Herkes etap kabaca bu şekilde bitecek diye düşünürken, Elfyn Evans ve Ford, ben dahil kimsenin şans vermediği bir araç-pilot kombinasyonuyken en iyi zamana imza attı ve ilk etap ile birlikte en üst basamağa yerleşti. Ne Elfyn ne de Ford yarış öncesinde Korsika’da yarışmacı olabileceklerini hissettirmemişti. Meeke’in ilk etapta lastik patlatması, Loeb’ün amortisör kırması, Ogier’in yavaş kalması gibi nedenler bir anda etabın ve yarışın kaderini değiştirdi. Gün ise bitmeye çok uzaktı, 1 etap gitmiş, 5 etap kalmıştı.

2. etapla birlikte Tanak “hücum” dedi. Geçen sezonun yarısından itibaren izlediğimiz Tanak bir kez daha yarışmaya başlıyordu ve 2. etabı kazanarak liderlik koltuğuna oturdu. Bu sorada Ogier, Loeb, Latvala, Neuville, Lappi istedikleri hıza sahip olmadıklarını söylüyorlardı. Özellikle Citroen’lerin hali perişan durumdaydı. Ogier neredeyse tüm yarış boyunca her etaptan sonra “daha fazla gidemem, maksimumda gidiyorum fakat zaman çıkmıyor” şeklinde demeçler veriyordu. Lappi’nin durumu daha vahimdi. Neredeyse ağlayacak kadar siniri bozuldu ve etap sonlarında 14 yaşındaki bir ergenmiş gibi davrandı. Fakat Elfyn hala oradaydı. Tanak’ın bu yarıştaki rakibi gerçekten tüm büyük isimleri arkasında bırakan Elfyn mi oluyordu? Gün sonuna gelindiğinde Elfyn ve Tanak arasında sadece 4.5 saniye fark vardı. Ve fark Elfyn’in lehineydi.

Korsika’da ikinci gün için hava ağarırken ekipler fit bir kahvaltı sonrasında kapalı parktan otomobillerini almaya doğru yola çıktılar. Elfyn, Korsika Rallisi öncesi kendi kurguladığı yarış senaryosu ihtimallerine böyle bir senaryo koydu mu bilmiyorum fakat güne ilk start alacak otomobil, kendi isminin üstünde yazdığı Ford marka otomobil olacaktı. 2. gün bizi 6 etapla karşılıyordu. Fakat bu 6 etaptan bir tanesi vardı ki; 47 km’lik tam bir Korsika klasiği olan  9. ve 12. etap olarak koşulacak klasikleşmiş Castagniccia etabı. İkinci gün öncesinde en önemli nokta ilk gün performansları ve hissiyatları üzerinden akşam servisinde otomobillere yapılacak ayarlardı. İlk günün özel etaplarının bitmesiyle birlikte ekipler servis alanının yolunu tutarken , pilotlar-copilotlar ve yarış mühendisleri yarıştan aldıkları datalar ve araç içi hissiyatları üzerinden otomobilleri için en doğru ayarı yaptıklarına inanıyorlardı. Özellikle Citroen’de her iki otomobil için ve Hyundai’de Loeb için doğru ayarı bulabilmek kritik öneme sahipti çünkü en kısa Türkçe anlatımla “gidemiyorlardı”. Gün Elyfn ve Ford Fiesta’sının startı ile başladı. Genel anlamda sorunsuz bir etap olsa da Citroen’ler yine istedikleri zamanları yapamıyorlardı ve Lappi ile Ogier etap sonunda benzer demeçler veriyorlardı; “Ben hızlı gidiyorum, öyle hissediyorum fakat etap sonunda görüyoruz ki zamanımız iyi değil. Bu çok moral bozucu”.
Günün 2. etabı yarış karakterinden oldukça farklı olan ve neredeyse pist kadar temiz bir zemine sahip ‘Desert Des Agriates’ etabıydı. İlk üç Elyfn, Tanak ve Neuville olarak sıralanmıştı. İlk 3 sıra sadece 10.7 saniye içerisinde yarışıyordu ve sırada “kraliçe” etap vardı. Ekipler birer birer etabın içine doğru yola çıktılar. Etabın ilk üçü değişmese de, Ogier ve Loeb bir anda lider 3’lüyle aynı hıza geldiler. Loeb ilk yaptığı hata sonrasında oldukça geride olsa da Ogier, lider 3’lüye tüm yarış boyunca dirsek temasında kalmayı başardı. Bu Ogier’in beklediği şans mıydı yoksa tek etaplık bir performans mıydı? Servis arası sonrasında ekipler aynı loop’u bir kez daha döneceklerdi ve tüm soruların cevapları bu loop’ta bizi bekliyordu. Bence hayal kırıklığıydı çünkü izlerken görülebiliyordu, Citroen’ler yolda rahat değildi ve Ogier bir kez daha geride kaldı. 2. bölümün ilk etabı sonrasında büyük bir şampiyon gibi durumu kabullendi, önüne baktı ve alabileceği maksimum puanı almaya odaklandı. Sırada 11. etap vardı. 11. etabı da ekipler sorunsuz tamamladı yazmayı o kadar isterdim ki, Tanak en lastik patlatılmayacak etapta lastik patlattı. Bu yarış birinciliğinin ve şampiyona liderliğininde patlaması demekti. Tanak yarışı ancak 6. bitirebilecekti. 11. etap kurbanını seçmişti fakat sırada kraliçe etap vardı. 47 kilometrelik bu muhteşem test bir kez daha geçilecekti. Etap öncesinde 11.5 saniye ile Neuville’in önünde olan Elfyn Evans, etap sonunda Neuville’in +4.5 saniye arkasında kalarak yarış ikinciliğine geriliyordu. Neuville risk alacağı yeri güzel seçti. 47 kilometrelik etapta, ekiplerin takımlarıyla iletişimi olmadığından dolayı Evans’ın ne kadar yavaş kaldığından etap içinde haberi yoktu. 2. gün bittiğinde Neuville lider, Evans +4.5 saniye ile 2. sırada ve 3.’lük sırası Sebastien Ogier’e aitti.

Son gün sadece 2 etap koşulacaktı. Sadece 2 etap…Yarışın son etabı klasikleştiği şekilde “Powerstage” olarak etap sıralamasına göre puan verecekti. Gün yarış galibiyeti için yarışanlarla, powerstage puanları için yarışanların devasa zaman farkları ile başladı. İlk etap tam anlamıyla bir sirke dönüştü. Meeke yine aynı durumda olmayı istemesede, ilk gün yaptığı hatanın cezasını çekmekle yükümlüydü; etapta tam olarak 1 dakika 38 saniye bıraktı. Fakat bıraktığı zamandan çok sakladığı lastikler önemli olacaktı. Etap bitmeye yaklaştıkça favoriler start aldı ve Ford Fiesta’sı ile Elfyn Evans tam anlamıyla uçtu. Bu uçuş onları Neuville’den 16 saniye daha iyi zaman yapmasına vesile oldu ve yarış başında hiç şans verilmeyen Ford ve Elfyn Evans son etap öncesinde Neuville ile olan farkı 11.5 saniye’ye çıkartarak yarışın galibi olmaya İ NA NIL MAZ yaklaştı.

Son etap, namı diğer powerstage. Powerstage puanları için yarışanlar arasında en büyük favori kim diye sorduklarında yine parmaklar onu gösteriyordu. Zaten Kris Meeke belki size yarış kazandıramaz fakat powerstage’ler için aradığınız isim o’dur. Kris etaba çıktı ve arkasına bakmadı. Kimse onun zamanına yaklaşamadı. Muazzam bir performansla tek etapta en yakın rakibi Tanak’a 3.5 saniyelik bir fark atarak powerstage’i kazandı. Peki yarışı kim kazanacaktı? Asıl soru buydu. Tüm gözler Neuville ve Elfyn’deydi. Ben bu etap başlarken Neuville’in yarışı kazanamayacağına emindim, çünkü o da biliyordu ki, haftasonunun hiçbir anında kazanacak kadar hızlı olamadılar. Fakat motorsporları hem acımasız hemde sürprizlerle doludur. Saf hız konusunda tüm şampiyonanın lideri Kris Meeke henüz ilk etapta lastik patlattı. Aynı etapta “Kral” Loeb arabasının arkasını kontrol edemedi ve dışa taşarak çarptığı banket ile birlikte amotisör kolunu kırdı. Tanak favori geldiği yarışta, gerekli hıza da sahipken lastik patlattı ve oldukça geriye düştü. Ogier’in otomobili basitçe Korsika’ya uygun değildi. Bunların hepsi aynı yarışta oldu fakat son olan tüm izleyenlerin kalbini kırdı. Son etabın henüz başında, sağ ön lastiği patlayan Elfyn mecburen yavaşladı ve sadece etabın sonuna gelmeye çalıştı. Etap sırasında, yayın yönetmeni ne zaman Elfyn Evans ve Scott Martin’in araç içi kamerasına dönse içimiz biraz daha parçalandı. Elfyn ağlamakla lanet etmek arası bir yerdeydi ve bu durum onun yüzünden o kadar net okunuyordu ki, onunla aynı duyguya girmemek neredeyse imkansızdı.
Tüm bu dramaya rağmen Korsika’nın galibi (bence hiç hak etmeyerek ) Neuville oldu. Oyunun kurallarını iyi oynadı, şansını bekledi ve o şans Neuville’e yarış sonunda geldi. Öyle ki yarış podyumuna geldiğinde kazandığından haberi bile yoktu. “Kazandın” dediklerinde konuya vakıf oldu. Herşeyden önemlisi Hyundai ciddi anlamda ipten döndü. Yarışın ikincisi tüm yarış kendisinin ve otomobilinin maksimumunu veren Sebastien Ogier oldu. Elfyn belki patlayan lastiğinden dolayı yarışı 3. sırada bitirdi fakat kazanmayı hak etmektende fazlasını ortaya koymuş oldu. Üst sıraların oyuncusu olabileceğinin sinyallerini iyiden iyi vermeye başladı.

O halde isterseniz yarışın akılda kalan noktaları ve puan durumu ile yazıyı kapatalım.

 

Yarıştan akılda kalanlar :

  • Dani Sordo tam bir takım oyuncusu. Galibiyete yarışacak hıza sahipti fakat o Hyundai için çok önemli olan puanlar için aracını riske atmamayı seçti. Açıkçası Hyundai Mikkelsen’e niye para ödüyor anlamıyorum. Dani, asfalt toprak ortalamasında Mikkelsen’den iyi bir pilot olduğunu sürekli ispatlıyor.
  • Loeb ve Hyundai’nin bir çözüm bulması lazım. Araç Loeb’e hiç uymuyor.
  • Citroen için şaşırtıcı bir haftasonu oldu. Normal şartlarda “asfaltta iyi otomobil” ünvanı olan Citroen felaket bir haftasonu geçirdi. Pilotlar sürekli önden kaymadan şikayet ettiler. En azından sorun oldukça belli, Citroen mühendislerine kolay gelsin.
  • Ford sezon başında kendileri için “underdog” ( favori olmayan ) denmesini kabul etmişti fakat her yarış ( ilk 3 yarışta da iyi performans gösterdiler fakat bir şekilde sonuca ulaşamadılar ) hiç fena olmayan performanslara imza atıyorlar. Eğer bir yarış kazanabilirlerse oyuna yeni bir oyuncu girebilir.
  • Hyundai kuyruğunu kurtardı. Hem takımlar hem pilotlar şampiyonasının birinci basamağında Hyundai yazıyor fakat her yarış bu kadar şanslı olamazlar. Daha iyi olmaları lazım.

Pilotlar Puan Durumu :

1)Thierry Neuville 82 puan

2)Sebastien Ogier 80 puan

3) Ott Tanak 77 puan

Takımlar Puan Durumu :

1) Hyundai 114 puan

2) Citroen 102 puan

3)Toyota 98 puan