Bentley bu yıl 100. Yılını kutluyor. Bu özel yıl kapsamında markanın geleceğe bakışını özetleyen EXP 100 GT adlı konsept tanıtıldı. Bu arada Bentley gelecek derken gerçekten günümüzde diğer firmaların tanıttığı konseptlere göre uzak bir tarih olan 2035’i kastediyor. Gerçi VW AG’nin tanıttığı diğer konseptlerin gerçekleşme zamanlarına bakarsak eskisi kadar risk almadığını görmek güzel. Dolayısıyla bu konsepti hayatta kalabilenlerimizin görecek olmasına dair umutlarımız yüksek.

Her yazımızda olduğu gibi haberimizin detaylarına Bentley ve 100 yıllık geçmişi hakkında kısa bir bilgi vermeden geçmeyeceğiz Sayın Torksever. Bentley, 100 yıl önce Walter Owen Bentley tarafından kuruluyor. İngiliz bir mühendis olan Walter, demiryollarında çalışmaktan, Indian takımı yarışçısı olarak motosiklet yarışlarına kadar birçok dal ve sektörde çalıştıktan sonra kendisini abisinin sahibi olduğu ve Fransız DFP (Doriot, Flandrin & Parant) marka otomobilleri satan Bentley & Bentley firmasında buluyor. Dönemi için ortalam diyebileceğimiz DFP’lerin performansından memnun olmayan Walter, modifiye ettiği bir tanesi ile 1913-14 yıllarında ünlü Brooksland pistinde (ki daha sonra Bentley modellerine de adını veren) birkaç rekor kırıyor.

Aynı yıllarda patlak veren I. Dünya Savaşı sırasında da uçak motoru üreten ağabey-kardeş 1919 yılında otomotiv sektörüne adım atıyorlar. Markanın asıl parladığı yıllar olan 1920’lerde başarılar ardı ardına geliyor.  1924, 1927, 1928, 1929, 1930 yıllarında Lemans 24H’da birinciliği göğüsleyen marka aynı başarıyı bir kere daha ancak 2003 yılında gösterebiliyor. Aynı dönemde Speed-Six, 4½ Liter  ve Blower Bentley de bu dönemde otomobil tarihine kazandırılıyor.

Yine aynı dönemde yaşanan Ekonomik buhran Bentley’i de etkiliyor ve 1931 yılında firma Rolls-Royce tarafından satın alınıyor. Kısa süre üretimi askıya alınan Bentley’in ilk modeli 3½ Liter olurken neredeyse kızağa alınan W.O Bentley’in konu hakkındaki yorumu “Tüm bu şartlarda en azından başka marka adı altında değil Bentley adıyla bu otomobili almak da bir şey” şeklinde oluyor. Gerçi Rolls-Royce bu modeli kendi 20/25 modelinin spor versiyonu olarak ürettiği için reklamlarda “Sessiz Spor Otomobil” olarak lanse ediyor. Eski Bentley meraklıları için hayal kırıklığı olan model genel olarak olumlu tepkiler alıyor. II. Dünya Savaşı’ndan sonra gelişen teknolojilerle birlikte aynı mantıkla RR’a benzer modeller üretmeye başlayan firmanın Continental, Corniche gibi uzun soluklu serileri de üretilmeye başlanıyor. 70’lerin sonu ve 80’leri çalkantılı ve düşük satış rakamları ile geçiren firma takvimler 1997’yi gösterdiğinde o dönemki sahipleri Vickers tarafından satılığa çıkarılıyor. Motor tedarikini sağlayan BMW ile VW arasındaki kapışmadan VW başarı ile ayrılıyor ve firmanın yeni sahibi oluyor. Hala istenen başarıdan uzak olsa da geniş model yelpazesi ve ödün verilmeyen kalite sayesinde hala hayatta ve rüyalarımızı süslemeye devam ediyor.

Bentley, işte tüm bu geçmiş deneyim ve anlayış ışığında geçtiğimiz günlerde yeni konsept aracı ve haberimizin konusu olan EXP 100 GT’yi tanıttı. Resmi açıklamalarda Bentley DNA’sının yeniden yorumlandığından, markanın temelini oluşturan GT kavramının yeniden doğduğuna kadar oldukça iddialı açıklamalar mevcut. Tabii bu gelişmelerin tümünün, ancak Bentley’i alacak cüzdana sahip şanslılar için olduğunu unutmayın. Tabii Bentley’e para verebilenlerin de beklentilerini unutmamışlar. Açıklanan teknik verilere göre “tamamı elektrikli” olan bu modelin 0-100 km/h hızlanması 2,5 saniye civarlarında, azami hızı 305 km/h ve torku ise 1500 Nm. Tüm bu baş döndürücü değerlere rağmen beygir gücünden ise hiç bahsedilmedi. 2100 kg civarlarında ağırlığı olması beklenen modelin şarj değerleri ise yine başarılı “öngörülmüş”. 15 dakika içerisinde %80 şarj edilebilecek olması beklenen otomobil için menzil 710 km olarak belirtildi. Bir diğer teknik detaysa son dönemin gözde oyuncağı “otonom sürüş”ün bu araçta isteğe bağlı olması. Dolayısıyla iç mekan diğer konseptlere nazaran bir direksiyona sahip ve televizyon mağazası gibi görünen sıra sıra ekranlara sahip değil.

Tasarım açısından bakıldığında doğal elementlere yoğunlaşmış Bentley özellikle tavan kısmında yoğun şekilde cam kullanmış. Aydınlık ve ferah bir iç mekan sağlayan bu yapıya aslında pek iş düşmüyor. Zira 5.8 metrelik uzunluk NBA basketbolcuları için bile yeterli hacim sağlayacak büyüklükte. Bunun dışında belirgin 2 yuvarlak şeklindeki klasik tasarım ve yekpare ızgara gelecekte de bizi bırakmayacak. Ancak detaylı kafes dokusu üretime girecekse göz bozukluğundan/kaybından erken emekli olacak Bentley çalışanı çok olacak gibi.

Şimdi biraz iç mekândan bahsedelim. Kalın cüzdan muhtemelen gelecekte de zenginlerin narin noktalarını acıtacak. Bu yüzden iç mekanın büyük kısmı doğal malzemelerden tasarlanmış. 3 kişilik alışılmadık bir oturma düzenine sahip otomobilin büyük kısmı deri, ahşap ve camdan oluşuyor. Yukarıda bahsettiğimiz gibi “hala” bir direksiyon var. Oyuncak kısmına gelince otomobilin en dikkat çeken donanımı “A.I. Butler” (Yapay zekalı kahya). Bu yapay zeka sürücünün vücut sıcaklığı, kan basıncı, göz ve kafa hareketleri gibi verilerini izliyor. Bu verileri dışarıdan topladığı veriler ile karşılaştırarak sürüş ortamını ayarlıyor. Buna göre içeriye giren veya içeride yana ışığı, koltuk poziyonunu ve ortam kokusunu ayarlıyor. Yani sıkışık trafikte ilerlemeye çalışırken kendinizi Amazon’da sanabilirsiniz.

Ve sonuç,
Bentley resmi açıklamalarında doğal malzemelerden ve sürdürülebilirlikten günümüz çevrecilerini çekmeyi hedefliyor. Fakat bu dev otomobil için muhtemelen 3 apartman dairesi için yetecek ahşap ve küçük bir çiftlik kuracak kadar hayvanın derisi kullanılmış gibi görünüyor. Anlayacağınız 15 sene sonra da güzel şeyler zenginler için olacak. O yüzden gelecek planlarınızın en tepesine zengin olmayı koyun Sayın Torkseverlar.