BMW 503 ve kardeşi BMW 507, 1950’lerde Alman otomobil üreticisini, kontrolden çıkmışcasına yüksek maliyetlerinden dolayı neredeyse batırıyordu. Otomobillerin BMW’ye getirdiği sıkıntılara rağmen, 20. yüzyılın son dönemlerinde markanın ürettiği en güzel tasarımlar arasında olduğu göz ardı edilmeyecek bir gerçek olarak hatırlanmakta.

503 ve 507 üretiminin temel amaç ve hedefi ise, yüksek etiket fiyatlı Mercedes-Benz 300SL ile İngiltere’den gelen MG gibi daha düşük fiyatlı spor otomobiller arasında bir yerde konumlanıp onlara rakip olmak istemesiydi. Ancak iki aracın da yerine getirmek istedikleri bu görevle aralarına, maliyetlerin bütçeyi aşması durumu girdi. Aslında amaç 12.000 Alman Markı seviyesinde kalmaktı ancak nihai satış fiyatı BMW yöneticilerinin canını oldukça sıkacak seviyedeydi; 29.500 Alman Markı.

BMW 501 ve 502’nin kullandığı (ve 502) dört kapılı sedan platformunun üzerine çekici spor otomobiller inşa etme fikri BMW satış müdürü Hanns Grewenig’e aitti. Bu cezbedici fikir New York’ta yaşayan Avusturya kökenli otomobil ithalatçısı Max Hoffman’ın talepleri ile desteklendi. BMW yönetim kurulu, Mercedes 300 SL ve 190 SL’nin kazandığı başarıyla birlikte bu fikri ve aldığı desteği göz önüne alarak, 2. Dünya Savaşının anıları henüz tazeyken ve iki ülke arasındaki düşmanlık pek soğumamışken, Amerikalıların Alman spor otomobillerine yoğun bir talep göstereceğini fark etti.

Projeye verilen onay sonrası mühendis Fritz Fiedler, maliyetleri azaltmak için önceden mevcut olan BMW 501 ve 502 temelini kullanarak iki spor ve GT araç platformu geliştirmekle görevlendirildi. Biri 507 için üretilen daha kısa bir dingil mesafeli versiyon olmak üzere iki şasi geliştirildi.

Orijinal tasarım eskizleri BMW’deki Ernst Loof tarafından kaleme alınmıştı. Ancak araçlara Amerikan pazarında satılma imkanı sağlayacak olan Hoffman bu tasarım örneklerini gördüğünde, arkadaşı Albrecht von Goertz’e BMW’ye kendi tasarım eskizlerini göndermesini tavsiye etti. Albrecht bu tavsiyeye uydu ve BMW kısa bir süre sonra onu işe aldı. Von Goertz, BMW için hem 507 hem de 503’ü tasarlayacak, her ikisi de çarpıcı görünümleriyle beğenileceklerdi.

Bu güzeller güzeli BMW 503’ü hareketlendirecek güç ünitesi ise, o dönem halihazırda var olan, 140 beygirlik, çift karbüratörlü ve 3.168 cc’lik OHV V8 motordu. Bu V8’in gücünü arka aksa ileten ise 4 ileri bir manuel şanzımandı. Tüm bu kombinasyon sayesinde 1500 kg’lık otomobil 185 km/s’lik maksimum hızına rahatlıkla çıkabiliyordu.

BMW 503 Coupe’nin sadece 273 örneği üretildi ve bunlardan sadece iki tanesinde yukarıda gördüğünüz yan dönük koltuk seçeneği mevcuttu.

Evet anlaması ve beğenmesi biraz zor ama görüntü oldukça ilginç, öyle değil mi?

 

 

Kaynak: Silodrome