Halihazırda McLaren’in en hafif ve en güçlü modeli olan Senna’nın uçuk performansı sanki yeterli değilmiş gibi marka daha hafif, daha güçlü ve daha performans odaklı, sadece pist kullanımı izinli Senna GTR’yi tanıttı.

Yol versiyonuyla karşılaştırıldığında, elektronik beynin yeniden kalibrasyonu ve ikincil katalitik konvertörün çıkarılmasıyla 4 litrelik çift turbolu V8 motordan 25 beygir daha fazla güç edilmiş. Bu da eski versiyonu yeterince ”güçlü” bulmayanlar için toplamda 825 beygirlik bir güç manasına geliyor. Yan çıkışlardan vazgeçilip egzoz gazlarının çıkış yolunu kısaltacak en ideal yol bulunarak egzoz üste alınmış.

Elbette böylesine pist odaklı bir güncellemede en önemli etkenlerden biri olan aerodinamik yapı da oldukça önemli bir değişime uğramış. Önde, ortada hafifçe yükselen ve arkadaki büyük difüzörün ihtiyacı olan hava akışının sağlanmasına yardımcı olan yeni bir ayırıcı eklenmiş. Arka kanat ise aracın ”ayak izinin” hemen dışında ve daha arkada konumlandırılmış. Aynı zamanda kanada, dayanıklılık yarışlarındaki pist araçlarında kullanılan LMP1 sınıfı kanat uçları eklenmiş.

Marka, tüm bu etkenler bir araya geldiğinde ortaya çıkan maksimum yere basma gücünün tamı tamına 1000 kg’a ulaşabildiğini belirtiyor. Bu rakam yol versiyonunda 800 kg olan ve o haliyle bile bizi fazlasıyla etkileyen rakamdan 200 kg daha fazla. Durumun ne kadar etkileyici olduğunu şöyle örnekleyelim; Aracın hava yönetimi yapısının pist odaklı hali, yol versiyonundan %15 daha düşük hızlarda bile %25 daha fazla yere basma kuvveti sağlayabiliyor. Oldukça etkileyici değil mi? (Bu soruya ”biz ne bilelim Tork Bey” diye cevap veriyorsanız bu cevapta biz size yardımcı olalım; Çok etkileyici!)

Süspansiyonda ise marka, aracın yol versiyonundaki ”karmaşık değişken sürüş kontrol sistemi”nden vazgeçmiş. Onun yerini çift salıncaklı klasik alüminyum yapı ve 720S GT3’de kullanılan süspansiyonlar almış. Araç önde 77, arkada ise 68 mm genişlemiş.

GTR’nin asfalt ile temasını sağlayan ise, 19 inçlik merkezden tek bijonlu jantları saran özel Pirelli’ler. Bu canavarın durmasını sağlayan sistem ise 390 milimetrelik karbon seramik diskleri ihtiyaç olduğunda önde 6, arkada ise dört pistonla sıkı sıkıya tutan kaliperler. Devasa arka kanadın frenleme esnasındaki özel çalışmasıyla birlikte senkronize olan bu sistem, aracın yol versiyonundan %20 daha iyi bir performansla durabilmesine olanak sağlıyor.

Piste uygun aerodinamik yapı sebebiyle genişlemesine, pit stop esnasında aracın dört noktasından yere doğru hareketlenen dört tablanın çalışmasını sağlayan hava pompası sistemine ve yangın söndürücüye rağmen araç GTR dieti sayesinde (klasik camların polikarbonatla değiştirilmesi ve bilgi-eğlence sisteminin çıkarılması gibi) yol versiyonundan 10 kg daha hafif; 1188 kg. Bütün hafifletme çalışmalarına rağmen bu süper pist otomobilini satın alan, cebi fazlasıyla derin olan şanslı kişilerin yaz aylarında bunalmamaları için klima sistemi bu araçta da mevcut. Düşünceli Mclaren…

Bu kadar bilginin, övgünün ve ağız sulandırmanın ardından gelelim, 75 adet üretileceği söylenen ve hepsi daha şimdiden satılmış olan aracın taliplilerinin ödemesi gereken rakama; Vergisiz haliyle 1.2 milyon avro.

Neredeyse her seferinde sadece arkadaş arasında dillendirilecek bir sohbet malzemesi olarak kalacak bir fiyat bilgisinin bizler için elbette hiçbir önemi yok ama yalnızca gövde panelleri değiştirilerek 5 misli fiyata satılan abuk subuk şeylerin olduğu bir dünyada, en azından istenilen bu devasa paraları gerçek manada hakedenlerin hangi ”süper” ve ”hiper” otomobiller olduğunu bilmek biz otomobil severlerin en doğal hakkıdır. McLaren’ler ise ”pahasını hakedenlerin” hep başında gelir.

McLaren, seni seviyoruz…