İçten yanmalı motorların artık şart olmadığı günümüzde, yeni bir otomobil üretmenin ve onun yüzlerce beygir güce sahip olmasının önündeki tek engel buna ne kadar yatırım yapabileceğiniz. İşte Çinli otomobil şirketi Geely geçtiğimiz yıl Lotus markasına 2 milyar dolarcık vererek bu ihtiyacı karşılamıştı ve bu yatırımın karşılığının ilk meyvesi kanlı canlı haliyle karşımızda; Lotus Evija.

Evija isminin anlamı ”ilk doğan” ya da ”ilk yaşayan”. Markanın ve İngiltere’nin ilk elektrikli hiper otomobili olması hasebiyle aslında isminin büyük oranda hakkını veriyor. Peki geçmişte otomobil dünyasında birçok yeniliğin öncüsü olan marka kendisinden önce halihazırda yapılmış olan elektrikli hiper otomobil dünyasına giriş modeliyle bize ne vadediyor?

Evija günümüzün modasına uygun olarak pilli bir hiper otomobil. Marka araca güç sağlayan elektrik motorunu bu konudaki ortağı Williams Advanced Engineering firmasından alıyor. Her tekerlek için bir elektrik motoru ve bu sayede, elbette başarılı bir yazılımla da birlikte kazanılan dört tekerden çekiş sistemi. Güç ünitesinin ürettiği rakam ise şaşırtıcı değil ama etkileyici; 1973 beygir ve 1700 nm tork. Tüm bu rakamlar ise bu paketi Dünyanın en güçlüsü yapıyor.

Henüz kesin rakamlar belli olmasa da Lotus bu aracın 0-100 km/s hızlanmasını 3 saniyenin altında tamamlayacağını belirtiyor. Yine Lotus’un iddiasına göre 0-300 km/s hızlanması ise 9 saniyenin hemen altında olacak. 320 km/s maksimum hıza sahip olan aracın yeni nesil ölçüm standartlarına göre sahip olduğu maksimum menzili 400 km. Batarya sistemi 350 kw gücündeki bir şarj sağlayıcı ile sadece 18 dakikada tamamen doluyor.

Tasarımcılarının havacılık endüstrisinden ve doğadan (otomobil tasarlarken doğadan ilham almadığını söylemeyeni neredeyse bulamazsınız) ilham aldıklarını belirttikleri ve LeMans araçlarının rüzgar yönetimini inceleyerek geliştirdiklerini söyledikleri Evija karbon fiber monokok bir şasinin üzerine inşa edilmiş. Ki bu bir Lotus için tarihte ilk anlamına geliyor. AP Racing karbon seramik frenlerin arka planında kaldığı jantları ise oldukça hafif olmasıyla ünlü bir materyal olan magnezyumdan yapılma. Önde 20 inç arkada ise 21. Karbon ve magnezyumun sağladığı avantaj sayesinde bataryasız hali ile sadece 1080 kg’lık bir ağırlığa sahip. 600 kg’lık bataryanın ağırlığının eklendiği haliyle bile (1680 kg) ulaştığı nihai rakam oldukça başarılı. Çünkü rakipleriyle kıyaslandığından en hafif olanı kendisi.

Lotus’un geçmişten gelen yarış genlerini günümüzle birleştiren bir minimalist iç mekan tasarımına sahip olduğu belirtilen aracın içine doğru süzülmeniz için kelebek şeklinde açılması gereken kapıları sadece anahtarla kontrol edebiliyorsunuz. Koltuğa yerleştikten sonra ise yapmanız gereken tavandaki düğme vasıtasıyla kapıyı kapatmak.
İçeride bulunabilecek en hafif malzemelere yer verilmiş. Karbon fiber ve alcantara kaplamalara F1 stili bir direksiyon eşlik ediyor. Çoklu düğmeli bir orta konsol ve tur derecelerinizi bile görebileceğiniz bir ekran geri kalan iç bölümün neredeyse tümünü tamamlıyor.

Araç kod adı olan ”Type 130” lakabına uygun olarak sadece 130 adet üretilecek. 2.1 milyon dolarlık vergisiz satış fiyatına sahip modelin üretimine 2020 yılında başlanacak. Sıraya girmek için yeterince zengin ve şanslı olanlardan istenen ise biran önce 300 bin dolarlık kaporayı yatırmaları.

Tam ciddi ciddi düşünüyorduk ki bu kapora işi hiç iyi olmadı. Tüh!!1!1