Adı Rifter olarak değişmiş olsa da hepimiz onu iki nesildir Partner adıyla tanıyoruz. 1996’da Peugeot 306 platformu üzerine inşa edilerek hayatına başlayan Partner şimdi üçüncü nesli ve yeni adı olan Rifter ile satışa sunuldu. Milli gururumuz, ailemizin üyesi ‘Enişte Doblo’’ya rakip olarak gelen ve salonumuza girip ona yan bakan bu delikanlıyı biraz tanıyalım.

Rifter (Partner diye de okuyabilirsiniz) önceki nesillerinde olduğu gibi bu sefer de kompakt sınıf platformu üzerine inşa edilmiş. Yani kısmen. Çünkü aracın ön kısmı yeni EMP2 platformuna sahipken arka kısım bir önceki nesil Partner’den alınmış. EMP2 platformu 2013 yılında 308 (T9) ve Citroen C4 Picasso ile kullanılmaya başlanmış ve şu an Opel’in de bazı modelleri dahil olmak üzere geniş bir model gamında kullanılan başarılı bir platform. Aracın arkasına baktığınızda ise eski platformun kullanılması sebebiyle tamamen yeni bir araçla değil de sanki makyajlı bir Partner’e bakıyor gibisiniz. Bunda en büyük pay eski modelin kullanışlı arka tasarımının hala eskimemiş olması. Rifter önceki nesilde olduğu gibi kullanışlı geniş açılan bir kapıya, geniş bagaj hacmine ve rakiplerinden en büyük farkı olan, bağımsız açılan pratik arka cama sahip. Sadece stop grafikleri güncel tasarımı yansıtacak şekilde aslan pençesi aydınlatmalara sahip olmuş. Ön tarafa geçtiğimizde platformla birlikte bizi yepyeni bir yüz karşılıyor. Peugeot markasını tekrar şık otomobiller sınıfına geri döndüren Gilles Vidal sayesinde aynı modern çizgilerin kullanıldığı Rifter, bir ticari araçtan çok, yakışıklı bir SUV modeline benziyor. Zaten Peugeot, aracı LAV (Light Activity Vehicle) olarak tanımlıyor. Özellikle aracın etrafını saran dodikler ve diğer plastik eklentiler ile her yola varım diyor.

İç mekan da modern tasarım çizgisinden nasibini almış. Küçük direksiyon simidi ve üzerinden baktığınız göstergeler 3008-5008’de karşılaştığımız I-cockpit baz alınarak tasarlanmış. Eski nesile göre yükseltilmiş kol dayama kısmı ile buradaki göz hacimleri genişletilmiş. Ayrıca konsola entegre vites kolları ile ticari hissinden oldukça uzaklaşılmış. Önceki nesilde bulunan cam tavan ve tavan raflarını içeren Zenith paketi bu nesilde de sunuluyor. İç mekandaki en önemli fark artık kelebek şekli yerine aşağı-yukarı açılma fonksiyonlu camlar. Rakiplerinin bu konuda gerisinde kalan Partner/Rifterin en önemli eksiklerinden biri bu şekilde giderilmiş.

Gelelim motor seçeneklerine. Yurtdışında 1.2 Puretech motorla da alınabilen Rifter, ülkemize sadece 1.6 litre ve 1.5 litrelik hacme sahip BlueHDI dizel motorlar ile geliyor. 1.5 BlueHDI isimli yeni motor 308, 3008 ve 5008 modellerinde de sunulmaya başlandı ve yeni Avrupa normlarını karşılıyor. 1.6 BlueHDI sadece 100 beygirlik versiyonu ve manuel şanzıman kombinasyonu ile alınabiliyor. Bunun yanında modern 1.5 BlueHDI 130 beygir iken, manuel dışında 8 ileri tork konvertörlü tamamen otomatik EAT8 şanzıman da seçenekler arasında.

Şimdi dananın kuyruğunun koptuğu, Eniştenin kaşlarını kaldıran konuya geldik: Fiyatlara. Fakat Eniştenin heyecanlanmasına gerek yok, çünkü fiyatlandırma konusunda Peugeot daha çok Caddy’yi sıkıştıracağa benziyor. En baz donanımda 1.6 BlueHDI manuel şanzıman fiyatı Rifter için 114.000 TL. Eğer SkyPack iseterseniz fiyat 122.000TL’ye yükseliyor. Allure donanımlı 1.5 BlueHDI motor ise 132.000TL’lik etikete sahip. Hatırlatalım, tüm bu rakamlar manuel şanzımanlı seçenekler içindi. Enişte ise sadece manuel olarak satıldığı için şu anda tüm opsiyonlarla birlikte en baz Rifter’dan bile daha ucuz durumda.

Eğer otomatik bir Rifter istiyorsanız sadece 1.5 BlueHDI seçeneğiniz mevcut ve EAT8 şanzımanla sunuluyor. Active SkyPack paketi 134.000TL, Allure donanım paketi 144.000TL ve GT-Line paketi 150.000TL’lik satış rakamına sahip. Bunlar dışında Allure ve GT-Line paketlerine kablosuz şarj, kış lastikleri ve yokuş iniş destekli Advance Grip (kar, kum, ıslak zemin gibi modlara sahip) içeren Tekno Paketi 1500TL’ye ekletebilirsiniz. Bir de GT-Line için Güvenlik Paketi mevcut. Bu pakette Aktif Şerit Takip Sistemi, Trafik Levhası Tanıma Sistemi, tam durdurma fonksiyonlu Aadptif Cruise Kontrol, Yorgunluk Tespit Sistemi, Kısa-Uzun Far Asistanı, Aktif Güvenlik Freni ve Kablosuz Şarj sistemi mevcut. Paketin opsiyon fiyatı 3.500TL.

Gelelim sonuca: Rifter artık bir ticari araçtan çok, SUV/LAV, artık hangisini tercih derseniz ona benziyor ve binek tarafı ağır basıyor. Bu da fiyatlara yansıyor. Ülkemizdeki fiyatlara baktığımızda en yakın rakibi VW Caddy ve Ford Turneo Connect. Bu noktada ticari araç olarak düşünen müşteriler açısından işi biraz zor. Ancak konforu ve otomatik şanzımanıyla kendine SUV düşünen bir aile için oldukça cazip bir seçenek. Hele ki GT-Line donanımını Güvenlik Paketi ile aldığınızda oluşan 153.500TL’lik etiket, dizel-otomatik ve benzer donanıma sahip kompakt SUV fiyatlarının neredeyse yarısına denk geliyor.

Elbette eniştenin yeri hepimizde ayrı ama biz Rifter’a karşı da boş değiliz. Peki ya siz?