Gelecek Elektriklilerde Ne Getirecek!

Günümüzün kaçınılmaz sonuna doğru, elektrikli araçlara gidilirken…

1900’lü yılların başından günümüze kadar süre gelen zaman içerisinde hayatımızın bir parçası olan taşıtların sürekli değişim yaşadıklarına şahit oluyoruz. Bu taşıtlar içerisinde de otomobillerin en çok gördüğümüz ve kullandığımız taşıt türü olduğunu söylememize gerek yoktur. Elektrikli otomobillerin değişimini ve gelişimini tarihsel olarak bilmeyenimiz ya da nette bulamayacağımız bilgileri kalmamıştır. Kısacası ilk otomobillerin arasında elektrikli versiyonları olduğunu hatta bir ara benzinli araçlardan daha fazla satıldığı zamanların da olduğunu belirtmek gerekir. Günümüz firmaları da artık gerek yasalar gerekse çevreci yaklaşım için elektrikli araçlara yönelmekteler. Çevreci konusuna değinmeden geçmek istemiyorum. Çünkü bir araç hangi yakıt türünden hareket enerjisini elde ederse etsin, ona çevreci dememiz için geri dönüşümü mümkün parçalardan oluşması ve fosil yakıtlardan enerji elde edilmemesi gerekiyor.

Bilinen bir gerçek var ise o da tüm firmaların 2025 yılı sonrasında benzinli araç üretimlerini günümüze göre %50 ile %100 oranında azaltacaklarıdır. Kısacası bundan 10 sene sonra elektrikli araç almak için bayilere gidiyor olacağız. Burada da dizellerin başına gelen benzinli araçlarında başına gelecek.

Elektrikli araçlar ülkemizde yakından takip edildiği gibi meraklısı da oldukça kalabalık bir topluluğu oluşturuyor. Son yapılan vergi oranlarında ki artış ile elektrikli araçların fiyatları artsa da almak isteyenlerin sayısının düşmediğini biliyoruz. Bildiğiniz üzere yerli aracımızın üretimine kısa süre içerisinde başlanılacak ve o da elektrikli bir araç olarak satışa çıkacak.

Günümüzün otomotiv sektöründe son yılların parlayan yıldızı Tesla’nın öncülüğünde başlayan elektrikli araç furyası tüm firmaları sarmış durumda. Başlangıçta Tesla’yı küçük gören ve çok eleştiren bilindik ve güçlü markalarda elektrikli araçlarını sırasıyla tanıtmaya başladılar. Hatta gelecek 10 yıl içerisinde elektrikli modellerin dışında modelleri üretmeyeceklerini belirtiyorlar. Bu da gösteriyor ki, her zaman yeniliklere açık olmak gerek ve geleneksel yapıların dışına çıkılması gereken durumlar ile dalga geçilmemeli.

Bildiğiniz üzere bir içten yanmalı otomobilin sisteminde motor ve güç aktarım organları ile birlikte birçok alt mekanizma bulunuyor. Bu organların ve sistemlerin üretimi ile montaj işlemlerinde binler hatta milyonlar çalışıyor ve emek harcıyorlar. İçten yanmalı motorların üretiminin durmasıyla birlikte buralarda çalışan emekçiler işlerinden olacakları gibi işsizlik serüvenleri başlayacaktır. Otomotiv sanayisinin gelişmiş ve büyümüş ülkelerde işsizlik yükleri artacak ve onlara yeni iş alanlarının açılması gerekecek. Tabi zincirleme etkinin devam edeceği diğer bir alanda döküm sanayisi olacaktır. Motorların ve alt parçaların üretiminde metal ve türevleri kullanılmakta. Bunların işlemlerinden önce döküm sanayisinde dökümleri ve daha öncesinde de madenlerin çıkartılması gerekiyor. Zincirin halkalarının arka planında da binlerce kişi işsiz kalacaktır. Bir diğer etkilenecek sektör ise yağ ve türevleri üreten firmalar. Her bir aracın en az 3 lt yağ kullandığını ve yılda 70 milyon araç satışı gerçekleştiğini düşünürsek, yeni geleceğin ne kadar büyük etkisi olacağını görebiliriz.

Hep işsizlik ve etkilerinden bahsediliyor benimde yukarıda bahsettiğim gibi, peki ne demek isteniyor. İçten yanmalı bir aracın parçası olan piston parçası üzerinden açıklamaya çalışayım. Bir aracın pistonu alüminyum ya da döküm materyali kullanılarak üretilmektedir. Zincirin ilk basamağını oluşturan birinci şirketimiz alüminyum malzemesini yer altından çıkartıp saf şekle getirerek külçeler halinde döküp, satışa hazırlar. İkinci basamağımızda alüminyum külçeleri alarak eritip döküm kalıplarında şekillendiren şirketimiz bulunuyor. Üçüncü basamağımızda, bazen ikinci ve üçüncü basamak şirket aynı çatı altında olabiliyor. Dökümü gerçekleşen pistonlar birçok CNC makinesinde son formuna getirilir. Araca takılabilecek şekle gelen pistonlar, kutu ve yağlı kâğıt imalatçısından temin edilen paketlere koyulur ve paletlere yerleştirilerek OEM firmasına gönderilir. CNC ve döküm sırasında kullanılan makine ve makine israf malzemeleri üreticilerini de belirtmeden geçmeyelim. OEM firması fabrikalarına gelen pistonları motor bloklarına montajlarını gerçekleştirirler ve en son testlerini yaparlar. Finalde de motorlar araçlara monte edilir. Gördüğünüz üzere bir parça için kaç basamak gerekiyor ve kaç kişi çalışıyor. Tabi burada tasarım ve iş geliştirme kısımlarına hiç değinilmedi. Ve nihayetinde oto sanayi dükkânlarında ki ustaların çırakların da işlerini kaybedecekleri aşikârdır.

Elektrikli araçların hayatımıza girmesi ile birlikte şarj ve şarj istasyonları da yaşantımızın bir parçası olmaya başladı. Çevremizdeki kablosuz elektronik eşya sayısı o kadar çoğaldı ki, kablolar ve şarj aletleriyle başımız belada diyebiliriz.  Günümü elektrikli araçların şarj istasyonlarının sayısı gün geçtikçe artmakta ve kullananlara sağladıkları olanaklarda gelişmeye devam ediyor. Bazı yakıt sağlayan firmalarda enerji istasyonlarına yatırımlarını yapmaya başlamış ve bu yatırımlarını hızlandırmaya başladılar. Bir yandan da araba firmaları ürettikleri araçların menzil oranlarını arttırmaya devam etmeye çalışıyorlar. Fakat ilerleyen zamanlarda menzil oranları kısaltılacak ve şarj olanakları ile şarj süreleri kısaltılacak. Bunun en önemli sebeplerinden biri batarya maliyetlerini düşürerek araç fiyatlarını erişilebilir seviyeye çekmeye çalışacaklar. Telefonlarda sıkça kullanılmaya başlanılan kablosuz şarj olanakları araçlara da bütünleşmiş edilerek kişiler şarj istasyonlarında araçlarında otururken de şarj edebilecekler. Geçmişe baktığımız da ilk telefonlar çıktığında da günlerce bataryaları dayanıyor hatta ne zaman şarj ettiğimizi bile hatırlamıyorduk. Tabi araçlarda durum biraz farklı olsa da ilerleyen yıllarda her iki ya da 3 saatte şarj istasyonunda durmak zorunda kalacağız.

Elektrikli araçların bakım ve onarım konusunda da birçok kişinin eğitimsiz, bilgisiz olduğunu da unutmayalım. Çevrenize şu soruyu sorabilir misiniz? Elektrikli araçlarda kullanılan turuncu rengin anlamı ve görevinin ne olduğunu sorun. İçten yanmalı araçların sorunları ve çözümleri konusunda sınırsız bilgi ve tecrübeli insan bulunurken, elektrikli araçlar konusunda pek bilgi birikimi bulunmamaktadır. Bir kişi aracın şarj ünitesindeki problem için kime gidecek ya da elektrik motorun da yaşanan problemleri nasıl çözecektir. Araçların garanti süreleri bittiğinde batarya ünitesini açmak ne kadar sağlıklı olacağı da ayrı bir sorun teşkil ediyor. Telefon bataryası kadar basit bir ünite olmadıkları kesindir.

Elektrikli araçlar ile birlikte teknolojik ürünlerin araçlara entegresi hız kazandığını hepimiz biliyoruz. Büyük boy LCD ekranlar, sayısız sensor ve çiplerin olduğu devreler vb. bilgisayar özellikleri kazanan araçları yollarda görmeye başladık. Araçların fiyatları da ne kadar özellik ile donatılırsa o kadar çok arttığı da bilindik bir gerçektir. Zorunlu trafik sigortası ve kasko poliçelerinde bu özellikler için ekstra bir başlık açılacak mıdır? Yazılım hatalarından kaynaklanabilecek trafik kazaları ya da onarımlar müşterinin sigortası mı karşılayacak yoksa kaskosu mu karşılayacak. Peki, kameralı yan aynaların hırsızlık riskini nasıl tarif edeceğiz. Bataryaların garanti süresi içerisinde değişimi mümkün olacak mıdır? Yoksa bataryalar için kiralama yöntemine mi gidilecek?

İkinci el araçları alırken ekspertize aracı götürüp kontrollerini yapıyoruz. Peki, elektrikli araçlarda bu durum nasıl olacak; batarya değişiminin kontrolü, araç motorunun verimliliği, fren geri kazanım oranında ki değişim, batarya verimlilik oranının, radarların ve sensörlerin çalışma durumu, LCD lerdeki piksel kayıpları, elektronik anahtarların orijinalliği, otonom sistem kontrolleri vb. sayısız özelliklerin kontrolleri nasıl gerçekleşecek.

Bir de ortak platform sayıları da firmaların yapmış olduğu anlaşmalar ile birlikte artmaya başladı. Günümüzde eski arabaların ne kadar güzel tasarıma sahip olduklarını ve her modelin birbirlerinden farklı olduğunu söylüyoruz. Günümüz araçlarının birbirlerine benzerlikleri tartışılmaz bir gerçektir. Otomotiv maliyetlerini azaltmak gerekse marka tasarım çizgisini bozmamak için yapılan bu durum aslında insanların hoşlarına gitmediği de gerçektir. İlerleyen günlerde ortak platforma geçen firmaların farklı modelleri aynı tasarıma sahip olacaklardır. Bu da müşterilerin önünde çok fazla seçenek olmayacağı anlamına gelecektir. Bu strateji ile birlikte belki de markalar aynı platforma sahip araçlarını birlikte aynı ülkede satışa sunmayacaktır. Bu durumda da markaların karlılık oranları ve satış miktarlarında düşüşe neden olabilir. Büyük tartışmalarında habercisi olacağı kesindir.

Batarya bittiğinde aracı iterek çalıştıramayacağımıza göre arada bir çekici hizmetinden yararlanacağımız kesindir. Ayrı bir noktada aracın altını çarptığımızda içimiz cız ediyorken artık içimize saplanan bir ok olacaktır. Ülkemizin yolları malum ve her sokakta en az 3 adet tümsek varken, ne kadar çok dikkat etmemiz gerektiği de ortadır. Araçları evlerinde şarj etmeye çalışanların oluşturacağı uzatmalı kabloların görüntüleri de gözlerimizde canlanmaya başladı.

Gelecek elektrikli arabalarda, insanlar için neler getirmeye devam edecek. Zamanla hep birlikte yaşayacağız, ömrümüz yettiği sürece…