Otomobillerin iç mekanları firmaların kendi çizgisini net şekilde yansıttığı bir yüzey olarak görülebilir. Günümüzde her firmanın kendi çizgisini yarattığını, bazılarının neredeyse her araçta aynı kontrol yüzeyleri ve göğüs tasarımını sergilediğini görüyoruz. Şimdi size göstereceğimiz iç mekanlar özgün olmakla beraber çok satan bineklerle ortak klima kontrol tuşları içermeyen kar marjından çok imaja önem verilen bazı araçlar. Tabi Bentley ve Rolls Royce gibi yarışa 1-0 önde başlayan mutlak galipleri dahil etmeyeceğiz.

 

Lexus LFA
Bu otomobil v10 motordan elde edilen sesi ile akıllara kazındı ve F1 araçlarını kıskandıracak bir egzoz sesine sahip. LFA’in en çarpıcı özelliklerinden biri devir göstergesini çevreleyen ortaya konumlandırılmış alüminyum çemberin araç sürüş modları ile birlikte yerinin değişmesi detayı. Evet eğer spor modda sürüşe geçerseniz kadran çemberi gösterge panelinde sağa ve sola kayarak yeni bir gösterge takımı oluşturuyor. Ferrari F40’a binince bile sağda solda kusur bulan Youtuber Doug De Muro LFA’i incelerken konfor, malzeme kalitesi, tuş hissiyatları gibi detaylardan sürekli hayranlıkla bahsediyor.


 

McLaren 720S
İşi gücü pist odaklı canavarlar üretmek olan McLaren’in bu araçta kullandığı gösterge paneli ‘Track’ moda geçildiğinde BMW,Mercedes ve Audiden alışık olduğumuz multimedya ekranı gizleme tuşuna basılmış gibi göğsün içine doğru katlanarak sadece devir ve hızınızı gösteren küçük bir dijital gösterge paneliyle sizi baş başa bırakıyor ve görüş açınız epey artıyor.Ayrıca klima kontrollerinde ekranda beliren koltuk silüeti yerine kask takan bir pilot silüeti de McLaren’ın tatlı dokunuşlarından.
Geri kalan kısım tamamen sade. Gereksiz detaylara ya da düğme kalabalığına her zamanki gibi yer verilmemiş.

 

Citroen DS 5
Premium binek segmentinde Alman hegemonyasına karşı mücadele etmek için Citroen’den doğan DS serisinin en tanıdık siması diyebiliriz.Fransız lüksünü havalı bir iç mekanda malzeme kalitesi odaklı işleyen DS serisinin ikonik dikdörtgen analog saati ve sürücüye yönelik iç dizaynı ile dikkat çekiyor.

 

Tesla Model 3
Tesla iç dizayn konusunda otomobil gündemine bomba gibi düşüp ön yargıları yıkmaktan vazgeçmemeye devam ediyor. Klasik Tesla tasarımı tamamen dijital gösterge paneli bir adet start-stop butonu ve kocaman bir multimedya ekranından ibaret. Kullanılan malzemeler orta sınıf bir hatchback kalitesinde olsa bile oldukça geniş bir opsiyon listesi sunan Tesla Model 3’ün ihtiyaç duyulan tüm kontrol ünitelerinin toplandığı yer, diğer modellerin aksine tam ortaya konumlandırılmış yatay devasa bir ekrandan ibaret.

 

BMW i3
Elektrikli otomobile BMW yorumu. Küçük otomobilden beklenmeyecek kadar geniş olmasını tamamen elektrikli olmasına borçlu, şirin mi şirin bir elektrikli. Araçta BMW dizaynının etkileri görsek de, gösterge paneli tamamen dijital. Orta konsolda şaft tünelinin kapladığı alan da açılınca ortaya işte bu görüntü çıkmış.

 

Toyota Century
Toyota’nın Rolls Royce’a verdiği cevap denebilir çünkü ilk bakışta gördüğümüz krom ve ahşabın bol bol kullanılması ve köşeli hatlar bize İngiliz lüks anlayışını hatırlatıyor. İç dizaynda 80’leri andıran Century Japonların favori makam aracı. Retro kumaş koltuk döşemesi ise aracın iç mekanının tamamını kaplıyor.

 

Nissan Cube
Japonla devam ediyoruz etmesine de, bilen varsa bize de söylesin bu arabada göğsün tam ortasında neden tüylü bir halı var? Nissan diğer markalar gibi sürekli aynı trimleri renk değişip her araca kullanmayı tercih etmemiş, orasını anlayabildik, peki halının amacı nedir?
Konuyla ilgili bilgi sahibi olan takipçilerimiz bize bunun kullanım amacını mesaj yoluyla iletebilirler.

 

Ford GT (2005 Jenerasyonu)
Ford’un efsane klasiği GT yi bilmeyenimiz yoktur. 2005 model GT çıplak alüminyum şaft tüneli, orta konsol, vites topuzu ve şalterleri ile baya sert görünüyor. Olmazsa olmaz delikli deri koltuklarının pek rahat olmadığını da es geçmeyelim tabi. Gelecek jenerasyonlarda biraz daha renklendirilmesini umuyoruz.

 

Spyker C8 Preliator
Hollandalı firma Kuzey Amerika haricinde sattığı her araca alüminyum bir uçak pervanesinin etrafını deri çemberle kaplayıp direksiyon diye takıyor. Evet bu adamlar alüminyum ve deriyi o kadar çok seviyorlar ki iç mekanda plastik aksam yok. Ayrıca orta konsola dikkatli bakarsanız yine tamamen alüminyumdan oluşan bir aktarma sistemi ile vites mekanizmasını tamamen çıplak halde görüyorsunuz ve bu dünyada sadece Spyker tarafından kullanılan bir iç dizayn unsuru. Markanın havacılık esintileri o kadar fazla ki, iç ve dış mekanda onlarca pervane logolu alüminyum ve deri aksam barındırıyor. Kadranların tamamı da uçak gösterge panellerini andıracak tarzda yerleştirilmiş ve tabii ki tamamı alüminyum. Sektöre yakın zamanda dahil olan Spyker kendi segmentini malzeme kalitesi ile adeta ‘Selamın Alüminyum’ şeklinde selamlıyor.

 

Pagani Huayra
Başlamadan belirtmeliyiz ki bu arabanın tasarımı Horacio Pagani’ye ait ve bu adam steampunk hayranı olmakla beraber art-deco mimarisi üzerine yıllarca eğitim almış. Kısaca örneklendirmek gerekirse MadMax filmindeki araçlar steampunk tarzı benimsenerek kurgulanmıştır. Art-Deco ise aykırı Fransız mimarların sokaklara kazandırdığı ve dünyaca sevilen tasarım dilidir.Bu ikisi bir araya gelip Horacio gibi bir simetri hastasının ellerinde Pagani Huayra’yı oluşturmuş. O kadar titiz çalışılmış ki kullanılan tüm karbon trimler birbirlerinin çizgilerini tam olarak karşılıyor ve simetrik olarak hiçbir kusur bulunmuyor. Zaten Horacio Pagani tüm Huayraları kendi eli değmeden satmıyor ve simetri kusuru yakaladığında aracı üretim bandının en başına gönderebilecek kadar disiplinli. Ayrıca uzun süre bakınca baş ağrısına neden oluyor, dikkat edin.
Horacio bey ne yapıyorsunuz?

 

Nissan Quest
Aslında Nissan’ın 2. aracını listeye koymak bizim de içimizden gelmedi fakat bu garip tasarımını, Nissan tasarım ekibine bir fotoğraf albümü ile hikayeler anlatırken, ‘bak bu da senin ilk kokpit tasarımındı’ diye iğneleyerek göstermek istedik. Karşınızda güzeller güzeli Nissan Q*est

 

Fiat Multipla
Fiat, Multipla ile birlikte bir başarıya imza attı ve hepimizin bildiği üzere Dünyanın En Çirkin Otomobili ünvanını Pontiac Aztec’in elinden alarak liderliğe oturdu. Unutmadan söyleyelim, tıpkı Pagani Huayra’da olduğu gibi Multipla’ya da uzun süre bakmak baş ağrısına sebep oluyor.
Muhtemelen Cuma öğleden sonra tasarımına başlanıp 16.40 gibi dağılan tasarım ekibinin karalamalarının yanlışlıkla fabrikaya ulaşması sonucu ortaya çıkan bu araç, ‘otomotiv mühendisliği ve tasarımı nedir, nasıl yapılmaz’ dersi niteliğinde. Hatta bu araç için ingilizcede ”kaotik durum” anlamına gelen ‘charlie foxtrot’ tabiri kullanılmaktadır. Sayfayı kapatmadan evvel Huayra’ya dönüp bir kez daha bakmakta fayda var değerli okurlar. Bakın ki ağzınızdaki multipla tadı silinsin.

 

Kaynak: Carbuzz