Mercedes-Benz 190E’ye, C63 AMG motoru, şanzımanı ve daha fazlasını eklediler.

Haber detaylarına geçmeden önce Tork Bey, habere konu olan bu efsane modelin geçmişi hakkında bilgi vermemiz konusunda ısrarcı oldu. Bu yüzden önce bu günlere nasıl geldik ona bir bakalım.
Mercedes-Benz, kuruluşundan itibaren özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok basit bir formülle üretimini devam ettirmişti. Ponton (3 kutu – motor-yaşam kabini- bagaj) tasarım, sıralı 6 silindir ve kaliteli üretime sahip orta ve üst sınıf otomobiller. Ancak 70’ler petrol krizinin yaşandığı, teknolojinin daha hızlı adımlar atmaya başladığı değişim yılları olmuştu. Mercedes de buna ayak uyduracak ve 80’leri önemli bir adımla karşılayacaktı. Firmanın kendi içinde W201 kasa koduyla adlandırdığı, bilgisayar destekli rüzgar tünelinde hazırlanmış tasarım, plastik tamponlar, ABS ve KE-Jetronic enjeksiyonlu motorlarla 1982’de piyasaya çıkan bu küçük Merc’e herkes Baby Benz demişti. Çok sevildi ve toplamda 1,874,688 adet üretilerek Nisan 1993’te dünyaya veda etti. Çoğu kişi tarafından kullanışlı, sağlam ve prestijli fakat sıkıcı bir otomobil olarak bilinse de aslında kendisi bugün ki Sport Sedan kültürünü (ve aynı zamanda savaşını) başlatan model oldu. Gerçi bu biraz zorunluluktan gerçekleşti ama tabii ki biz buna çok sevindik.

70’lerde Mercedes rallilere V8 motorlu R107 kasa SLC ler ile katılıyordu. Bu coupeler çok büyüktü ve yarışlarda boyutları sebebiyle pek avantajlı oldukları söylenemezdi. ”Merc” mühendisleri yeni çıkaracakları W201’i buna çok uygun buldular ve motor geliştirmek için de kendilerine Cosworth firmasını seçtiler. Aslında herşey çok güzel gidiyordu. Hatta kendilerine 324 beygirlik bir motor bile hazırlamışlardı. Heyecanla parkurlara çıkacakları günleri beklerken, Ingolstadt’dan gelen haberler herkesin suratını astı. Audi turbo beslemeli bir ralli otomobili çıkarmıştı. Turbo besleme çok can sıkıcı değildi. Asıl sıkıntı Quattro adını verdikleri 4 çeker sistemiydi. Çünkü araç parkurlarda herkesin tozunu attırıyordu. 190 ralli otomobili de böylece daha parkurlara çıkmadan bir kaybeden olmuştu. Ama 190 yarış tulumlarını giymişti ve yarışmadan çıkarmayacaktı. Böylece mühendisler gözlerini DTM’ye (Deutsche Tourenwagen Meisterschaft –  Alman Binek Otomobil Şampiyonası) çevirdi. Bunun için arabanın yol versiyonunun da üretilmesi gerekiyordu. Daha önce geliştirdikleri 2.3 litrelik 8v M102 motoru 16v lik yeni bir silindir kafası ve Kugelfischer mekanik enjeksiyon sistemiyle yola uygun şekilde 185 beygire çıkardılar. Kaputun altında bu değişiklikleri yapmışken gövdeyi de buna uydurmak gerekiyordu. Bunun için arkada kendi seviyesini dengeleyen sisteme (SLS) sahip daha sert süspansiyonlar, zarif bir body-kit ve standart mekanik diferansiyel kilidi eklendi. İç mekanda ise kareli spor döşemeli Recaro koltuklar, daha küçük çaplı bir spor direksiyon, voltaj, yağ sıcaklığı ve kronometre içeren üçlü gösterge vardı. Şanzıman ise Getrag marka ters ‘dogleg’di.

Bu kadar çaba harcanan otomobilin tanıtımı da tabi ki sıradan olmamalıydı. O sene kısaltılarak yenilenen Nürburgring pisti Formula 1’e yeniden dönmüştü ve tanıtım için harika bir fırsattı. Tamamen birbirinin aynı olan 20 araç 12 Mayıs 1984’te 20 sürücünün emrine verilmişti. Aralarında James Hunt, Niki Lauda, Alain Prost, John Surtees, Stirling Moss!! ve Keke Rosberg gibi daha nicelerinin olduğu listede bir isim vardı ki yarışı kazanarak adını herkese duyuracak ve sonrasında bir efsane olacaktır; Ayrton SENNA. Kazandığı araç şu anda Mercedes-Benz’de hala o günkü haliyle muhafaza edilmektedir. Daha sonra bu araca rakip olarak M3 piyasaya çıkmış ve ezeli rekabet bu şekilde başlamıştır.

Sıkılıp kapattınız mı? Eğer sıkılmadıysanız ve çoktan kapatmadıysanız bu kadar tarih bilgisinden sonra artık haberimize geçebiliriz.

80’lere ve devamındaki EVO versiyonları ile 90’ların başına da damga vuran ”Baby Benz” yılların getirdiği teknolojik değişimlere ayak uyduramayınca eski güzel günleri bize hatırlatan değerli klasikler arasında yerini aldı. Şu anda feci rakamlarla el değiştiriyor. Tabi satılık bir tane bulabilirseniz. Piper Motorsports ise bunlardan bulamayınca kendine daha farklı bir yol bulmuş. Öncelikle kendilerine sportiflikten uzak, bal köpüğü renginde standart bir 190E bulmuşlar. Daha sonra donör araç olarak da 2008 model bir C63 AMG. Bir de kenara 190E 2.5 16 EVOII body-kit temin ettikten sonra işe koyulmuşlar. 190E’yi tamamen soyduktan sonra, C63’ten motor, şanzıman, süspansiyonlar, aktarma organları, elektronik parçalar, motor-kabin duvarı, zemin panlleri ve dashboardu alıp 190E’ye monte etmişler. Bu ‘küçük’ proje 5 sene sürmüş ve bu süreçte 190’ın kaportasında birçok değişiklik yapılması gerekmiş. Dingil mesafesi kısaltılmış ve şasede bazı noktalarda güçlendirme yapmak gerekmiş. Ayrıca motoru yerleştirmek için de motor havuzu baştan yapılmak durumunda kalınmış.

Tüm bu işlemler ve emeğin sonunda ise 190E’nin 4 silindirli motorunun yerine 6.3 litrelik bir V8 yerleşmiş. Modern performans tutkunu petrol bağımlılarını heyecanlandırmayacak 231 beygirlik eski güç değeri ise ölü adamı mezardan çıkaracak 450 tane ata dönüşmüş. Mezardan çıkmış demişken projenin sonunda meydana gelen bu canavara ‘Frankenstein Benz’ adını uygun görmüşler.

Acaba atölyede ilk marşa bastıklarında ‘Yaşıyooorrrhhh’ diye de bağırmışlar mıdır?