WRC’de Güney Amerika turunun finalini yapmak için daha önce hiç gelmediğimiz bir yere geldik. Bence coğrafik sınırları açısından Dünya’nın en acayip ülkelerinden biri. Türkiye’de pek bilinen bir ülke olmamakla birlikte, futbol ile ilgilenen kişiler açısından illaki özel bir yeri olmuştur. Bayanlar ve baylar WRC takvimine en son katılan ralli olan Şili Rallisi’ne hoş geldiniz.

Şili denince aklınıza ne geliyor bilmiyorum fakat benim aklıma kırıcı ve sert etaplar geliyordu. Hali hazırda Güney Amerika’da bulunan Arjantin ve Meksika gibi iki herşeyden biraz var rallisinin yanına Türkiye Rallisi’nin Güney Amerika versiyonu eklenir diye düşünüyordum ki gerçekler hiç öyle değilmiş. Biraz Finlandiya, bolca Birleşik Krallık ve etap zemini olarak değil, sadece viraj karakteristiği olarak eser miktarda Avustralya’nın birleşimi olan bir ralli ile karşılaştım. Tüm bunlarla birlikte Şili’de yol notu antremanlarında başlayan ve Cuma gününün akşamına kadar yağan yağmur ile birlikte etaplara inen sis, yarışı bambaşka bir karaktere bürüdü.

Genel karakterini konuştuk fakat yarıştan ne beklediğimizi konuşmadan ralliyi konuşmak havada kalacaktır. Galibiyet adayları Tanak, Neuville ve Ogier. Plase ise, net adayların tümüne bir şey olursa yarışı sorunsuz bitirebilen “x” kişi. 2019 Dünya Ralli Şampiyonası pek çok şampiyon adayıyla start almış olsa da, şu anda 3 pilottan fazlasının çok bir şansı olmadığı aşikar. Meeke hala deniyor fakat Şili’de nasıl bir performans ortaya koyduğunu az sonra konuşacağız. Dolayısıyla Şili ve Şili’den sonra ki tüm yarışlarda daha şimdiden Tanak, Neuville ve Ogier favori desek yanlış olmaz.

O halde ufak ufak 16 özel etaptan oluşan tarihin ilk Şili Rallisi’ne başlayalım. Biraz önce bahsettiğim gibi Cuma gününün etapları çamur, ıslak toprak, az ıslak toprak ve kuru toprak olarak fazlasıyla çeşitli durumdaydı. Bu durum ekiplerin, yola ve yol notlarına güvenememelerine sebep oluyor, pilotları akan zaman ile başbaşa bırakıyordu. Etabın ıslak olmasının bir diğer etkileyici maddesi ise en önde start alacak olan favori trionun etap temizleme derdi olmaması anlamına gelmesiydi. Artık ilk etabın start alma vakti gelmişti. Latvala, Meeke, Evans?!! İlk 3 sıra da orada olmasını beklediğimiz 3 kişiden de kimse yoktu. Belli ki herkes kendi temposunu, yarış kazanacak tempoyla eşitlemeliydi. 2. etapla birlikte isimler ufak ufak olması gereken yerleri buluyordu. Tanak, Ogier, Neuville sıralamasıyla 2. etap biterken, Meeke ve Latvala hemen ilk 3’ün arkasındaydı. 4. etapla birlikte Neuville zaman kaybeder hale gelmişti. Latvala ise uzun zamandır pozitif performans veremiyordu ve sanırım kendisi için doğru zamanın geldiğini hissetti. 3. sıra Latvala’nın oluyordu. 4. etap sonunda ilk üç sıra Tanak, Ogier ve Latvala olmuştu. 6. etabın sonuyla Cuma günü de bitiyordu. Bu zorlu ilk günden çıkan sıralama ise Tanak, Ogier, Latvala olmuştu. 4. sıra Neuville’in, 5. Sıra Meeke’in ve 6. Sıra Loeb’ündü.

Cumartesi etapları çok daha geniş ve hızlı karaktere sahiplerdi. Tabi ki tüm etaplarda sık orman içi bölümler bulunuyordu. Ekipler değişen zemin yapısına da ayak uydurmak zorunda kalacaklardı. Nemli ve ıslak toprak, Cumartesi günüyle birlikte yerini kuru toprağa bırakacaktı. En azından beklenti bu şekildeydi. 7. Etapla birlikte Neuville pozisyonunu Latvala’dan geri aldı. Tekrar ilk 3 arasına dönerek güne başlaması önemliydi. Son 2 yarışın kazananı olarak Şili’den de galip ayrılabilirse şampiyonadaki puan farkı iyice açılacaktı. Bu sırada kendini 4. etaptan bu yana iyice hissettirmeye başlayan Loeb, şanına yakışır şekilde ön sıralara gelmeye başlamıştı. 7 etap sonunda 5. Sırada bulunan Loeb için yarış galibiyeti zor olsa da, podyuma çıkma şansı var gibi gözüküyordu. Sene başından beri otomobiline adapte olamamıştı ve yarışı takip eden bizler Loeb’ün performansını “acaba eline oturan bir kaç etap mıydı ?”, yoksa “usta geri mi dönüyor ?” merakıyla izliyorduk. 7. etap sonunda ise dosta güven, düşmana dehşet saçan o cümleler geldi. “Etap derecelerin gittikçe tutarlı hale geliyor, yarış nasıl gidiyor Seb ?“ soruyu WRC prodüksiyon ekibinden birileri sormuştu. “Her şey oldukça iyi, önceden bu aracı kullanamıyordum. Önceden kullandıklarıma pek benzemiyordu. Sanırım artık ne yapmam gerektiğini biliyorum. Sırada şimdi bunu devam ettirmek var”. 2 saniye süren bir sessizliğin ardından, WRC spikerinin sesi duyuldu…” aand he is back “ ( ve geri döndü ). Biri dönerken biri gidiyordu. Meeke 7 etapla birlikte bizi yine şaşırtmıyor. Etap startına oldukça yakın bir sol virajda aracının savruluşunu kontrol edemiyor ve takla atıyordu. Takla sonrasında tavan üzerinde kalan aracını 4 buçuk dakika sonra düzelten Meeke, hasarlı aracına rağmen etabı bitiriyordu. Paramparça bir kaporta ve artık yerinde olmayan bir ön cam ile birlikte. Toyota mekanikleri öğle servisinde oldukça yorulacaklardı.

8. etap hem yarışın kaderini hem de Neuville’in şampiyonluk hesaplarını derinden sarsan bir etap olacaktı. Şampiyona lideri Neuville sağlı bir tepeye belki çok hızlı belki de yanlış bir açıyla yaklaşmış. Tepe inişinde aracın sol tarafı fazla yol kenarına sürüklenmişti. Değmesi ile taklalar atması bir oldu. Kaza ile ilgili eleştiri yapmak istemiyorum çünkü tam bir yarış kazasıydı. Çok hızlı giderken çok ufak bir hata sonucu savrulan binlerce avro, fakat motor sporları bu demek, oyunun kurallarında kazalar var. Önemli olan can sağlığı diyenleri duyar gibiyim. Sıkıntı yok; Neuville ve co-pilotu Gilsoul kazadan herhangi bir yara almadan araçtan çıktılar. Tabi ki bu kaza Neuville için 0 puan demek, rakipleri içinse her kazanılan puanın değerinin iki katına çıkması demekti. Yarış 9. Etapla birlikte devam ediyordu.

8.Etaptan sonra sıralama bir süre sabit kalırken, 12. Etap bir ekibin daha hüsranına sahne oluyordu. Latvala, kimsenin lastik dahi patlatmadığı bir rallide, nasıl ve nereden olduğunu bilmediğimiz bir taş buluyor. Sol ön lastiğini o taşa oturtuyor. Aks’ına zarar veriyordu. Alınan hasar sadece aksla sınırlı kalmıyor, şanzıman ve hidrolik sistemlerde hasar alıyordu. Kısaca Latvala yolda kalıyordu. 3. sıra Mr. Loeb’ün oluyordu. 3. sıranın Loeb’e geçmesinden sadece bir etap sonra 13. etapta 2. dıradaki Ogier’le 3. sırada ki Loeb’ün arası 1.1 saniyeye kadar düşüyordu. Sevilen, sayılan, özlenen, eli öpülesi Loeb sanırım geri dönmüştü ve Seb’lerin savaşı için önümüzde 4 etap daha vardı. 13. etap ile birlikte Seb’lerden Ogier olanı gaza bastı ve aradaki farkı 5.3 saniyeye çıkardı.

SS14, SS15 ve SS16. Ogier kaçtı, Loeb kovaladı. Loeb gazladıkça, Ogier “şampiyon” seviyesine çıktı. Birlikte bir resital verdiler. Neticede düellonun kazananı 5.3 saniyelik farkı korumayı başaran Ogier oldu fakat Loeb’ün yarış sonundaki açıklamaları “ evet bizim için zor bir yarıştı fakat otomobili anladım. Artık nasıl sürmem gerektiğini biliyorum ve tekrar tepede kazanmak için bu seviyede yarışmak müthiş ( gülümsüyor ). Tüm takıma ve destekleyenlere teşekkür ederim” sezonun devamı için bir aktörün daha sahneye çıkacağını gösterir nitelikte. Açıkçası sahneye çıkamasa bile onu tekrar podyum savaşının içinde görmek, yarışırken keyif aldığını izlemek ve yarış bitiminde gülümsemesini görmek bence bir ayrıcalıktı.

Biraz da kazanandan söz etmek lazım; Tanak, Tanak, Tanak ve Tanak. Bu adamı anlatmak için izlemeniz lazım. O kadar basit gösteriyor ki. Diğer ekiplerin her şeylerini verdiklerini görüyoruz sonra Tanak start alıyor. Her şey kontrolünün altında, hiçbir zorlama yok. “yavaş kalacak” diyorum. Ara zaman bir geliyor -2 saniye..bir daha geliyor -3.4 saniye…bir daha -4 saniye. İnanılmaz bir adam, muazzam bir yetenek.

Yarışı başından sonuna kadar kontrol etti. Çok doğru zamanlarda gazladı, çok doğru zamanlarda bekledi. Tommi Makinen bile powerstage’i izlerken keyiften kahkalarını gizleyemiyordu. Ki herhangi bir hatada yarıştan tek doğru düzgün puan alacak aracının yarışı puansız kapatacağını biliyordu. Belli ki Tanak yeteneğini ve becerilerini takımına çoktan kabul ettirmişti çünkü Makinen’i güldüren o performans yarışın son etabından ve Tanak tüm rakiplerinden 30 saniye öndeyken cereyan ediyordu. Tanak yine hem yarışı hem de powerstage’i muhteşem bir kaliteyle kazandı.

Şili Rallisinin İlk 3’ü ve Ralliden Notlar

  • Ott Tanak – Toyota Yaris WRC
  • Sebastien Ogier – Citroen C3 WRC
  • Sebastien Loeb – Hyundai i20 WRC

Ralliden notlar :

  • Meeke’i sevsen sevemezsin, dövsen dövemezsin. Daha kaç sene koltuk bulur bilmiyorum fakat yarışlara renk getirdiği yadsınamaz bir gerçek.
  • Mikkelsen Arjantin Rallisi’nde kendine geldi dedik fakat yine tek yarışlık performansmış. Açıkçası ben Mikkelsen’den çok sıkıldım. Mads Ostberg gibi bir adam Citroen R5 sürüyorken, Mikkelsen’in WRC’ye biniyor olmasını para dışında hiçbir şey açıklayamaz. Eğer işin içinde para da yoksa lütfen Hyundai tez zamanda gereğini yapsın.
  • Lappi bu yarışta biraz kendini bulur gibi olsa da WRC pilotu psikolojine sahip değil gibi gözüküyor. Yine de çok genç önünde bu sezon koşulacak 8 yarış daha var. Eğer 2020 sezonunda da WRC pilotu olmak istiyorsa psikolojik olarak kendini toparlamalı.
  • Ford’lar 4. Ve 5. olarak güzel bir noktada yarışı bitirdiler. Şu anda hem takımlarda hem pilotlarda şampiyonluktan uzak durumdalar. Evans’ın pilotlarda iddialı hale gelme şansı var fakat oldukça zor. Yine de motor sporlarında hiçbir şey belli olmaz.
  • Şili Rallisi gerekli bir ralli mi? Açıkçası sanki pek değil. Hikayeye yeni bir başlık katmıyor. Coğrafya olarakta yeni yerlere ulaşmıyor. Ömrü çok uzun olmayacak gibi hissettirdi. Bu negatif yanlarına rağmen muazzam bir seyirci ilgisinden söz etmek mümkün. Etap karakteri de kesinlikle kötü değil.

Şili Rallisi Sonrasında Pilotlar ve Takımlar Puan Durumu

Pilotlar :

  • Sebastien Ogier 122 PTS
  • Ott Tanak 112 PTS
  • Thierry Neuville 110 PTS

Takımlar :

  • Hyundai Shell Mobis WRT 178 PTS
  • Toyota Gazoo Racing WRT 149 PTS
  • Citroen Total WRT 143 PTS
  • M-Sport Ford WRT 100 PTS