Dünya Ralli Şampiyonası’nın 11. yarışı olan Türkiye Rallisi 12-15 Eylül tarihlerinde Marmaris’te koşuldu. Ralli ile ilgili genel bilgileri yarış öncesi paylaştığımız pek çok kaynakta size aktardık dolayısıyla aynı şeylere tekrar tekrar girmek istemiyorum. Her zaman olduğu gibi rallinin hikayesiyle sizi buluşturmaya çalışacağım.

Torktv olarak yarışın sloganını “kırılmayan kalmasın” olarak belirlemiştik. Ne kadar doğru bir sloganla yarışa yaklaştığımızı, Marmaris’te yarışa tanık olurken daha net anladık. Oldukça sert ve kayalı zeminde koşulan ralli, Dünya Ralli Şampiyonası takımları tarafından geçen sene tecrübe edildiğinden dolayı; bu sene yarışa katılan tüm takımlar Türkiye’ye daha hazırlıklı gelmişlerdi. Kalınlaştırılmış alt kaplamalar, hidrolik aksamları koruyan parçalar ve daha pek çok ufak tefek değşikliklik ve geliştirmeler Türkiye Rallisi’nde hayatta kalmak için uygulandı. En ufak konsantrasyon kaybının dik bir taş veya kaya parçası ile buluşmak demek olduğu Türkiye Rallisi, tüm takım ve pilotlar tarafından takvimin en zorlu yarışı olarak kabul ediliyor.

Türkiye Rallisi’nde hız ve kararlılık çok önemli iki olgu. Nerede gaza basılıp, nerede otomobili kollayacağını doğru şekilde yöneten ekiplerin başarılı olmak için şansı var fakat yine de şans Türkiye Rallisi’nde çok önemli bir faktör.

2019 Türkiye Rallisi alışılmış olan ve umarım klasikleşmiş olacak olan Marmaris şehir içi etabıyla başladı. 2 km’lik uzunluğa sahip bu parkurda geçen sene olduğu gibi yoğun seyirci ilgisi vardı. Özellikle seyirci sorunu yaşayan Antalya rallileri sonrasında devamlı seyirci ilgisinin olduğunu görmek hem beni hem TOSFED’i hem de FIA’yı mutlu etmiştir diye düşünüyorum.

Cuma günü yarışın gerçek anlamda başlama günüydü. İçmeler, Çetibeli ve Ula etaplarını 2 kez geçecek olan pilotlar özellikle yarışın en uzun etabı olan Çetibeli ( 38km) etabını öne çıkartıyorlardı. Yarışın başlaması ile birlikte Ott Tanak ilk sırada start almanın dezavantajıyla zaman kaybederken, Citroen ve Lappi aslında hiç kendilerine göre olmayan bir rallide liderlik koltuğuna oturuyordu. Avantajlı start pozisyonları ve Citroen’in otomobili geliştirme çabaları sonuç vermiş olacak ki Citroen ilk günü oldukça güçlü bitiriyordu. Hyundai’lerin zemine tutunamadıklarında fazla kaydığı bilinen bir gerçek, Neuville start pozisyonundan dolayı istediği zamanları çıkartamasa da, takımın ne yapacağı bilinmeyen yakışıklısı Andreas Mikkelsen Citroen’leri yakından takip ediyordu. Toyota’lar ise kendilerine göre olmayan bu zeminde sorun yaşasalar da ilk günü minimum hasar ile kapattılar ( 7. 8. ve 9. Sıra ve bolca yarılmış lastik). Ford ise bu etapların biçilmiş kaftanı. Dayanıklılığını pek çok kez kanıtlayan Ford’lar ilk günü 4. ve 10. Sırada tamamladılar ( Suninen 4. – Pontus 10. ). 10. Sırada yarışa devam eden Pontus Tidemand’tan fazla beklentisi bulunmayan Ford için bu yarışta tek pilot ile yarıştılar desek yanlış olmaz ( Pontus hala öğrenme sürecinde ve önünde uzun bir yol var ).

Cumartesi gününün zorluk bakımından Cumartesi gününden geri kalır tarafı yoktu fakat her etabın farklı bir karaktere sahip olan Türkiye Rallisi’nin Yeşilbelde ve Datça etaplarının manzarası gerçekten enfes. Bu iki etaba arka arkaya 4 zıplama noktası olan Kızlan etabı da eklenince, eğlenceli bir Cumartesi günü yaşayacağımıza emin olduk.

Cumartesi günü start listesinin döndürülmesi ile birlikte Tanak’ın atak yapacağı gün olarak beklesekte, Tanak’ın Toyota Yaris’i  Yeşilbelde etabının ilk geçilişinden sonra yarışa veda etmeyi seçiyor ve elektronik sistemlerinde yaşanan “beyin” sorunu sebebiyle Tanak Cumartesi gününe veda ediyordu. Tanak’ın yarış dışı kalması Ogier ve Neuville için güzel haber olsa da yarışın bitmesine daha uzun bir yol vardı.

Ogier, Tanak’ın yarış dışı kalmış olmasına sevinse de, Dünya Şampiyonluğu için bir diğer rakibi olan Neuville hala yoluna devam ediyordu. Yoksa edemiyor muydu ? Tanak’ın yarış dışı kaldığı etap olan Yeşilbelde kendine bir kurban daha seçiyordu. Thiery Neuville, önündeki aracın tozuna girdi ve belki de fazla zorladı. Bir sol virajda yolun sağ dışına doğru kaydı. Kayan otomobil yan yattı ve ancak gözetmen ve seyircilerin yardımıyla 4 dakika kaybederek yarışa geri dönebildi. Neuville belki yarıştan puan alacaktı fakat ilk 3 içinde olması artık neredeyse mümkün değildi. İlk 3 sırada iki Citroen ve bir Ford bulunuyordu. Türkiye Rallisi’de zaten tam olarak “bu” demek. Kimin favori olduğu önemli değil, hiçbir zaman da olmayacak. Rallinin 3. Günü olan Cumartesi günü sona ererken 1. sırada Sebastien Ogier bulunuyordu. Hemen arkasında yalnızca 0.2 saniye geride Ogier’in takım arkadaşı Essepekka Lappi yer alıyordu. İlk 3’ü tamamlayan ise Hyundai pilotu Andreas Mikkelsen’di.

Pazar günü yani son gün gelmişti. Toyota’lar beklentinin altında kalmış, Hyundai şanssızlıklarla boğuşuyor, Ford’un ise pilotları yeterli seviyede değildi. Citroen bu kan kokusunu çok iyi aldı ve Pazar gününe hem kazanma hemde ilk iki sıra mottosuyla başladı. Başladıkları gibi de devam ettiler. Zaman zaman Lappi hatalar yapıp “ufak” zaman kayıpları yaşasa da genel klasmandaki yerini tehlikeye atacak bir sorun yaşamadı ve Lappi yarışı 2. sırada tamamladı.

Pazar günü koşulacacak olan son etap yani Marmaris etabı her zaman olduğu gibi powerstage olarak koşulacaktı ve Tanak ile Neuville için yegane puan şansıydı. Bu tarz tek etaba kalan durumlarda Tanak’ı yenmek epey zor, Neuville’de bu durumu bir kez daha öğrendi. Tanak 2.6 saniye fark ile Neuville’in önünde powerstage’i kazandı. Powerstage 3.sü ise doğru zamanda alınan doğru risklerin adamı Ogier oluyordu. Her puan kırıntısına ihtiyacı olan Ogier’e yarışı kazanmak yetmiyordu. Kontrollü risk alarak powerstage’e başlayan Ogier’in kazanacağı şeyler az fakat önemliydi; kaybedeceği şeyler ise yarış birinciliği ve şampiyonluk umutlarıydı. Tecrübeli Fransız hata yapmadı ve 2019 Türkiye Rallisi’ni 1. Sırada tamamladı. Takım arkadaşı Esepekka Lappi ise 2. Sırada yarışı bitiriyordu. Powerstage kazananı ise yarışın favorisi olan Tanak oldu ve çok değerli 5 puanı cebine koydu, powerstage’in 2.si Neuville olurken; etabı 3. sırada bitiren Ogier 3 puan alarak yarıştan kazandığı toplam puanı 28’e çıkardı ( 25+3 ).

Yarış bittiğinde herkesin aklında seneye WRC’nin tekar ülkemizde olup olmayacağı vardı. Açıkçası resmi bir cevap henüz yok fakat gayri resmi haberler seneye WRC’nin tekrar gelmeye sıcak baktığı yönünde. Benim şahsi fikrim ise WRC’nin Türkiye’den kopmayacağı ve yarışın bir şekilde Türkiye’de organize edilmeye devam edeceği yönünde. Ülkemizin reklamı konusunda büyük rol oynayan Türkiye Rallisi, benzersiz doğası ve standarttan ayrı yarış karakteri ile taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazandı.

Unutulmaz bir Ralli Türkiye geçirdik. Umarım tadı damağımızda kalmaz ve seneye tekrar görüşürüz.