Liseliler Bilmez! Gelmiş Geçmiş En İyi “Q-Car”lardan Biri: W124 E500

Belli bir yaşın üzerindekiler veya bilenler için E500 deyince içlerinde kelebekler uçuşmaya başlar. Hatta bazılarınızın uçuşmaya başladı bile. Ayrıca bazı capslerden haber fotoğrafındaki bıyıklı abiyi de tanıyanlarınız vardır. (Hayır kendisi mali müşavir değil) Başlamadan önce isterseniz başlıktaki “Q-Car” nedir, onunla başlayalım.

Tork Tv “Paylaşıldığı Ortamda İlgiyle Dinlenecek Bilgiler” Departmanı Sunar: Q-Car.  Amerikalıların “Sleeper” diye tabir ettiği araçlara İngilizlerin –her zaman olduğu gibi- kendi adalarında verdiği isimdir ve kısaca dış görünüm olarak güçlerini belli etmezken, yanınızda gazladıktan sonra ”Vay Arkadaş!!!” dedirten araçlardır. Bunlar sıklıkla sedan karoserli olsa da özellikle station wagon örnekleri daha ilgi çekicidir (veya daha argo tepkilere sebep olur da diyebiliriz). Amerikalılar için “Sleeper Cell”, yani Türkçesi ”uyuyan hücre evi” teriminden türeyen bu tabir İngilizler için 1. ve 2. Dünya Savaşlarında güçlü zırh ve ağır silahlarla yükledikleri ticari yük gemilerine verdikleri Q-Ships, yani yine Türkçesiyle Q Gemilerinden gelir.

Şimdi gelelim yazımıza konu olan E500’e. W124 kasa kodlu bu araç ülkemizde ve dünya genelinde kalitesi, sağlamlığı ve eskimeyen tasarımı ile zaten gönülleri fethetmiş durumda. Temiz durumda olan herhangi yaştaki bir modeli –ki en genci ancak 24 yaşında- motoru ve donanımından bağımsız olarak yeni sayılabilecek araçların ikinci el değerine sahip olabiliyor. Şimdi bahsedeceğimiz modeli ise oldukça ender (sanırım Türkiye’de 4 adet mevcut) ve genel özellikleri itibarı ile muhtemelen dünyanın en iyi Sleeper/Q-Carı’ı: W124 E500.

1980’lerde çok hızlı otomobilleri seven, aynı zamanda o dönemde nakit problemi yaşamamış birisi iseniz seçenekleriniz dardı. Hızlı gitmek için özellikle konforunuzdan ödün vermeniz gerekiyordu. Çünkü piyasadaki süper spor otomobiller genellikle İtalya’nın kuzeyinden çıkıyordu ve çok iyi performans değerlerine sahip olmalarına rağmen, iç mekânları bir Fiat Regata’dan farklı değildi. Bu eksikliği ilk fark edenler, henüz Mercedes’in kanatları altına girmemiş bağımsız çılgınlar Aufrect ve Melcher idi. AMG, W126 S-Klasse’de kullanılan 5 litre hacimli V-8 motoru alıp elden geçirdi ve W124E’ye monte etti. Elde edilen sonuç çok başarılıydı. W124’ün 4 ileri konfor odaklı otomatik şanzımanına rağmen muazzam performans değerleri elde edilmişti. Üstelik elektrikli hafızalı deri koltuklarda klimanızı açmış şekilde araç telefonunuzla konuşurken! Yüksek fiyatına rağmen bu model çok tutmuş, zaman içerisinde 6 litrelik versiyona kadar çıkmıştı.

Bu konsept, o dönem henüz AMG’yi bünyesine katmamış Mercedes’in çok hoşuna gitti. 1989 yılında Stuttgart’taki komşuları Porsche’nin kapısını çaldılar ve W124’e ne yapabiliriz diye düşündüler. 5 litre hacimli M119 kodlu V-8 motorla işe başladılar. Sığdırmak için motor bölümünü biraz aşağı aldılar. Ayrıca enjeksiyon sistemini geliştirdiler. Bu arada Porsche şasi ve süspansiyonu performans odaklı geliştirdi. Araç 23 mm alçaldı. Ayrıca genişleyen iz açıklıkları için çamurluklar da genişletildi. Görsel olarak neredeyse standart bir W124’ten farkı yoktu. Öyle ki modelle özdeşleşen 8 delikli 15 inçlik jantlar aynı tasarımla 16 inçe çıkarıldı.

Üretim Porsche ile birlikte gerçekleştiriliyordu. Sindelfingen fabrikasından astar boya ile çıkan E500’ler Porsche’nin şehrin diğer ucundaki Zufenhausen fabrikasına taşınıyordu. Burada motor ile birleşen ve boyanan araç hazır olarak bantlardan iniyordu.

Sonuçta 326 Beygirlik bir canavar ortaya çıktı. Günümüzde turbo ile üretilen fason beygirlerin yanında çok şey ifade etmeyebilir. Ancak üretildiği zaman piyasada olan Ferrari 348’den daha fazla beygir sunarken 5.9 saniyelik 0-100 km hızlanma değeri de 348’den daha iyiydi.

Mercedes 1990-1995 yılları arasında toplamda 10,479 adet 500E/E500 üretti. Bunlardan 500 tanesi E500 Limited adı ile sınırlı sayıda üretildi. Makyajlı Serie-III kasası üzerine üretilen bu modelde sadece metalik gri (brilliant silber) ve metalik siyah (sapphire schwarz) renk seçenekleri sunuldu. Ayrıca modele özgü koltuk döşemeleri ve ahşap trimler vardı.

Eğer internetten yurtdışındaki bazı otomobil müzayedelerini takip ediyorsanız sanırım artık E 500 fiyatlarının neden sürekli artış eğiliminde olduğunu anlamışsınızdır.

BONUS: Böyle bir aracın tabii ki gidişini de görmek lazım. İlk videomuzda bize sempatik İngilizcesiyle Valerie eşlik ediyor ve E 500’ü Rusya’da aracı tanıtıyor. İkinci videomuzu ise dikkatli film seyircisi ‘Tork kafalar’ bilecektir. Bilmeyenler için E500, Luc Besson’un Taxi filminden. İlerleyen serilerde film saçmalasa da ilki en güzeli idi ve filmin kötü adamı 500E idi.

Böyle otomobillerin tekrar üretilmesi dileğiyle Tork TV gururla sundu.

İyi seyirler.