Sebastien Ogier, Dünya Ralli Şampiyonası tarihinde Sebastien Loeb sonrasında gelen en dominant isim. Zaten Fransız pilot, kral (Loeb) bıraktıktan sonra tüm şampiyonlukları kazanması ile bize dominantlığını yeterince ispatlıyor. Fakat Ogier’in şampiyonlukları hep tartışmalı olmuştur. ”En iyi araba zaten onda”, ”onunla yarışacak kadar yetenekli bir pilot listesi yok” ya da ”tüm sıkıcı taktikleri kullanıyor” gibi örneklerle tartışma listesini uzatabilmek mümkün. Peki bu durum, kazanılmış şampiyonlukları değersiz mi kılıyor? Bence hayır, değersiz kılmıyor. Fakat doğruya doğru, Ogier’in kendisine verilmesini istediği değer de verilmiyor. Gerçi Ogier için bu durum bir sorun da teşkil etmiyor. O kazanmaya devam ettikçe mutlu olan ve kazanmak için de sadece otomobili kullanmanın yetmediğini bilecek kadar uzun süredir bu oyunun içinde olan bir isim.
Peki, ben tüm bunları neden yazdım? Çünkü herkesin unuttuğu bir şey var ki, bu da Ogier’in en önemli özelliklerinin başında geliyor. Bu özellik ise Ogier’in istediği zaman çok hızlı bir pilot olabilmesi. Bunu geçmişte defalarca kanıtladı (Polo WRC’ye binmeden önceki sezon Skoda Fabia s2000 ile yaptıkları hala unutulmazlar arasında). Şimdi bu silaha tekrar ihtiyacı var ve görünen o ki silah, ilk günkü gibi çalışıyor.

Uzun bir giriş oldu biliyorum fakat ben size klasik yarış yazısı yazmayacağımı baştan söylemiştim. Ben sıkılırım, siz sıkılırsınız ve bu tip yazıları zaten her yerde bulabilirsiniz. Benim bu yazılardan istediğim; ”Yarış bana ne hissettirdi” ve ”Ne oldu da ben “bunu” düşündüm” gibi, hem yarışın hikayesi hem de yarışın neden-sonuç denklemini sizlerle paylaşarak mücadeleyi yaşamanızı sağlamak.

Meksika sezonun üçüncü rallisi olmasına rağmen malumunuz benim 2019 sezonuna dair ilk yarış sonrası değerlendirme yazım ve bu sebeple bazı noktalara parmak basmam gerekiyordu.

Yeterince girizgah yaptıysak buyurun 2019 Meksika Rallisi’ne;

Dünya Ralli Şampiyonasında, şampiyona liderinin yarışa ilk sırada başlaması oldukça eski bir kuraldır. 2019 sezonunda, iki yarış sonunda lider Tanak’tı ve Meksika’da ilk sırada Tanak ve Toyota Yaris’i start aldı. Geçen sezonun yarısından beri, koşullar ne olursa olsun adeta ”superman” edasıyla etap üstüne etap kazanan Tanak’tan ilk sıra startının dezavantajından (toprak zeminde ilk sırada start almak, etabın üzerindeki yumuşak tabakanın sizin tarafınızdan süpürülmesi demektir ve ciddi zaman kaybettirir) etkilenmemesini bekleyen ciddi bir kamuoyunun olduğu bir ortamda (ki ben de bu sene Tanak’çıyım) malesef Tanak beklentileri yerine getiremedi ve etap zamanlarında ciddi anlamda geri kalmaya başladı. İlk üç sırada Tanak’ın olmadığını gören pilotların iştahı açılmış olacak ki yarış oldukça yüksek tempoyla start aldı. İlk dört etap sonrasında Andreas Mikkelsen lider, Citroen pilotu Sebastien Ogier 2. ve Toyota pilotu Jari-Mati Latvala 3. Sıradaydı. Yarışın benim adıma en büyük hayal kırıklığı ilk günün ilk bölümden yaşandı. Henüz ilk etabın 4. km’sinde bir sağ virajda sağ ön takımını tamamen dağıtan Suninen maalesef ilk etapta yarışa veda etmek durumunda kaldı. Otomobilin hasarının yüksek olduğunu belirten M-sport takımı mecburen aracı yarıştan çekti. Suninen belki yarışı kazanamayacaktı fakat podyum çekişmesine büyük rekabet katacağına emindim.

İlk günün ikinci bölümüyle birlikte yaprak dökümü de başlamış oldu. Lastik patlatanlar, mekanik sorun yaşayanlar derken Hyundai’ler büyük darbe yedi. Mikkelsen şanssız bir şekilde makanik sorunlarla yarış dışı kalırken, yarışa çok iyi başlayan Dani Sorda’da 7. Etap ile birlikte yarışı kazanma hayaline veda etmek zorunda kaldı. İlk gün sonunda liderlik koltuğunda oturan Ogier’i, M-sport pilotu Evans ve Toyota pilotu Meeke takip etti.

Meksika’da 2. Gün başlarken akıllardaki tek soru şuydu; ”Tanak kaybettiği zamanı geri alabilecek mi?”. Güne liderin 37.1 saniye arkasında başlayan Tanak için 37 saniyelik fark sezon başından bu yana pek sorun olmuyordu. İkinci günün ilk etabı başlarken tüm gözler Tanak’taydı. Ve o da ne? Kırmızı bayrak! Ogier’in takım arkadaşı Lappi basit bir spinle yoldan çıkıyor ve askıda kalıyordu. Bu nedenle etap durduruldu (Ralli branşında etap durdu demek, otomobillerin standart yol otomobili hızlarına düşerek, belirlenen hızda (max 70 km/s) etabı bitirmeleri ve bir sonraki etap ile birlikte yarışın devam etmesi demektir). Tam bu anda, yarışı canlı seyredenler Dünya Ralli Şampiyonası tarihinin (bence) en şanslı durumuna tanık oldular. Ogier’in henüz etap başında patlayan lastiği ona yarışa mal olacakken ve olması da gerekirken, kalkan kırmızı bayrak Ogier’in yarışını kurtardı. Patlak lastiği ile birlikte etabı bitirdiğinde kameralara olan gülümsemesi ise gerçekten bir ralli sever için paha biçilemezdi. Eğer Maradona’nın elle attığı gol, tanrının eli olarak adlandırılıyorsa, Ogier’de tanrıların sevilen çocuğu olmalı. Biraz önce söylediğim gibi; ben ralli tarihinde bu kadar şanslı başka bir an hatırlamıyorum. Neyse, yarışa dönelim.

Cumartesi gününün ilk bölümünün ikinci etabıyla birlikte herkes yine Tanak’a odaklanmışken, etabı bir diğer Toyota ile Jari-Matti Latvala kazanıyordu. ”Tamam olabilir, sonuçta Tanak’ta insan” derken yine de üçüncü etapla birlikte başlamasını bekliyorduk. Fakat hayır, bir kez daha Jari-Matti Latvala etabı kazandı. ”Acaba Tanak bu yarışı pas mı geçiyor” diye düşünmeye başlamışken cumartesi gününün ikinci bölümünde beklenen oluyor, Tanak titriyor ve kendine geliyordu.
Tekrar üst üste etap kazanmaya başladı fakat ilk sıra için yetecek miydi? Üçüncü günün sonunda Sebastien Ogier lider, Evans ikinci ve Tanak üçüncüydü. Normal şartlarda kazanmaktan başka bir düşüncesi olmayan Tanak bu yarışta podyuma razı olmuş gibi duruyordu. Tabloya göre güncellenen soru ise şuydu; Üçüncülük Tanak için yeterli olacak mıydı?

Dördüncü ve son gün başlarken Ogier lider, Evans +27saniye arkada ikinci ve Tanak +29 saniye geride üçüncü sıradaydı. Ogier’in böyle durumlarda yarışı kaybetmeyeceği az çok bilinir. Yani şöyle söylemek gerekir; Pazar günü koşulacak üç etabın sonuncusu olan powerstage etabının seyirlik zevki olan ”televizyon yayını etabı” olmasına alışılmıştır. Fakat tüm beklentiler bu yöndeyken bir Estonyalı’nın farklı planları vardı.
Bir süredir bize hiçte normal bir insan olmadığını gösterek Tanak bunu yeniden hatırlatmak istercesine son güne çok hızlı başladı. Tüm pilotlar gözlerini powerstage puanlarına dikmişken ve son etaba kadar saklamak üzere yumuşak hamur lastikler takmışken, Tanak günü tek etap olarak görmedi ve sert hamuru tercih etti.
(*Burada konuyu bölerek fazla detaya girmeden lastik çeşitlerini size anlatmak istiyorum. Toprak zeminde 3 adet lastik çeşidimiz var; yumuşak, orta ve sert hamur. Yumuşak hamur, daha az yıpratıcı etaplarda tercih edilen, tutunma maksimizasyonu amacıyla tasarlanan, yüksek tutunmadan dolayı diğer çeşitlere göre çok daha kısa sürede yıpranan lastik türüdür. Orta hamur lastikler, rallinin yumuşak hamurun dayanmayacağı ve sert lastiklerin yavaş kalacağı yarışlarda kullanılır. Sert hamur ise, özellikle sert zeminli ve kırıcı karaktere sahip yarışlarda veya etaplarda kullanılmak üzerine tasarlanır.*)


Günün ilk etabıyla birlikte merak edilen tek şey Tanak’ın yarışı nerede bitireceğiydi. Çok zordu fakat Seb’i yakalayabilir miydi? Bugüne kadar yaptıklarıyla insanları gerçekdışı şeyleri hayal ettirmeye başlatan Tanak öylesine hızlı ve kararlıydı ki yarışı takip eden herkes 29 saniyelik farkı kapatıp Ogier’i geride bırakabileceğini düşünmeye başlamıştı.  İlk etabın sonunda Tanak ikinci sırayı Elfyn Evans’tan söktü aldı.
İzninizle burada bir parantez de Evans’a açmak istiyorum. Muazzam bir yarış geçirdi ve çok değerli bir podyumla yarışı kapattı. Eminim M-sport ve Ada halkı ( Galler doğumlu ) evlatlarıyla gurur duymuştur.
Ogier ise Tanak’tan sadece 0.9 saniye yavaş kaldı ve liderliğini korudu fakat bunlardan daha önemlisi Tanak’a kariyerinin ilk ciddi mesajını verdi; “O kadar kolay değil evlat!”. Günün ikinci etabı da aynı senaryo ile geçildi. Tanak etabı kazanırken, Ogier +3.9 saniye farkla ikincilikte kaldı. Evans risk almayarak +5.2 saniye yavaş kaldı ve üçüncülüğü kabul etti.

Ve… Powerstage. Sadece powerstage’te gazlamak isteyenler, ki şöyle bir bakınca Meeke, Neuville, Sordo, Lappi, Latvala, Mikkelsen gibi oldukça hızlı bir sürücü listesinden söz ediyoruz, hepsi etaba girmek için can atıyordu. Start listesini takiben etap başladı. Benim powerstage favorim Meeke’ti ki ve bana son ana kadar yanılmadığımı gösterdi. Meeke tüm gün hiç gaza basmamıştı. Hatta etap arasında araçta bir sorun mu var diye soran muhabire verdiği cevap “Hayır, ben gaza basmıyorum, bu yüzden sesi tuhaf geliyor” olmuştu. Muazzam bir etap geçirdi, elinden geleni yaptı ve -3.4 saniye ile liderliğe oturdu. Arkasından gelenler yavaş kalıyor, Meeke’in powerstage galibiyeti yaklaşıyordu. Sondan bir önceki araç Tanak’tı. Tanak start aldıktan sonra etabın içindeki ilk zaman noktasına kadar pür dikkat ekrana baksam da, beklenen oldu ve Tanak “bu yarış için benden bu kadar” dedi. Son etapta risk almadan ralli ikinciliğini kabul etti. Son start ise Ogier’in oldu. Hiç kimsenin Ogier’in powerstage’i kazanmasını beklediğini sanmıyorum. Çünkü kariyerinin hiç bir döneminde öyle bir pilot olmamıştı. Normal şartlarda galibiyeti ve 2-3 powerstage puanını alır evine dönerdi. Ama dediğim gibi; Normal şartlarda. Şartlar artık hiç normal değildi ve onun kafasındaki resimde Tanak faktörü vardı. Ve normal şartlar 2019 sezonunda Ogier için güncellenmişti; Ogier -0.01 saniye ( evet bir salise ) farkla powerstage’i kazandı. WRC+ muhabiri Colin Clarke ona kazandığını söyledi. Ogier’in merakı ve sorusu şuydu; “Tanak kaç yaptı ?”. Evet; Ogier yarışı kazandı ve Tanak kaç yaptı diye sordu. Ben, Ogier’in kariyerini takip etmiş bir insan olarak elimdeki ice tea’yi bir köşeye bıraktım ve boş gözlerle ekrana baktım. Loeb’ten sonra ki en dominant ralli pilotu, son 5 senenin şampiyonu Sebastien Ogier, Estonyalı eski takım arkadaşını yarış galibiyetini kutlamanın önüne koymuştu. Tek başına bu sekans bile WRC’nin bu sene ralli severlere neler vadettiğini anlatır nitelikte.

Önümüzdeki yarış Fransa’nın asfalt parkurlu ve kıymetli Korsika’sında koşulacak. Ve bayanlar baylar Loeb geri dönüyor. Ben tarihin en unutulmaz yarışlardan biri olacağı beklentisindeyim.

Meksika’dan akılda kalanlar:

  • Citroen C3 WRC şampiyonluk için gerekli hıza sahip.
  • Toyota Yaris WRC hala yüksek irtifada sorun yaşıyor. Evet motor sorunu yaşamadılar fakat 3 araçtada farklı farklı sorunlar meydana geldi.
  • Hyundai i20 WRC Meksika ve benzeri yarışlara hiç uygun bir araç olmadığını bir kez daha kanıtladı. Tüm araçlar sorun yaşadı. Neuville sorunlardan en az etkilenen pilot olsada; ön sıralara hiç yaklaşamadı.
  • Tanak, ne kadar bilinçli bir pilot olduğunu gösterdi. Normalde bu kadar istekli bir pilotun daima hızlı gitmesine ve bir yerde hata yapmasına alışkınız. Tanak’ın powerstage kararı onun ne kadar olgun bir pilot olduğunu gösterdi. Tanak şampiyon olmak için gerekli tüm donelere sahip.
  • Ford, yarış kazanamayabilir fakat özellikle toprak zeminde “game changer” bir takım olacağını gösterdi. Buradan Elfyn Evans’a bir kez daha tebrikler. Muazzam bir iş başardı.
  • Neuville’in bu seneden bir beklentisi olacaksa Korsika’yı kazanması gerekli. Bunu o ve takım da biliyor. Korsika Hyundai için kolay olmayacak.

Puan Durumu;

Pilotlar;
Ott TÄNAK (Toyota)             : 65
Sébastien OGIER (Citroen)   : 61
Thierry NEUVILLE (Hyundai) : 55

Takımlar;
Toyota    : 86
Citroen   : 78
Hyundai  : 77
Ford       : 45

Ve işte son olarak karşınızda söz verdiğimiz yarış özeti videosu. Görüşmek üzere.