Ülkemizde bizler için station otomobiller ikiye ayrılır: Toros ve Kartal. Ancak yurtdışında özellikle D ve E segmenti otomobillerin station karoserleri, iç hacim ve kullanışlılık faktörleri sebebiyle oldukça revaçta. Dolayısıyla bu ilgiye firmalar da kayıtsız kalmıyor. Genellikle uzun yollar göz önüne alındığından firmalar özellikle az yakıt tüketen, yüksek çekiş sağlayan dizel seçenekleri üzerinde geliştirmeler yapıyor. Fakat bazı firmalar az yakıt tüketme kısmını es geçerek yüksek çekiş ve aynı zamanda beygir sunan bazı seçenekleri müşterilerine sunuyor.

Şimdi size Robb Report’un derlediği ilgi çekici birkaç station modeli sizlere sunuyoruz. Eğer Robb Report’u düzenli bir şekilde takip ediyorsanız, muhtemelen ’emrinizdeki’ kişilere listeden beğendiğiniz araçların stok durumlarını ve teslim sürelerini sorduracaksınız. Fakat siz de bizler gibi sadece ağzı sulanarak takip edenlerseniz emin olun bu yazıdan sonra, eğer varsa stationlara karşı oluşmuş olumsuz düşünceleriniz pembe sevimli kalplere dönüşecek Sayın Torkseverler.

Tork TV ‘Hayallerinizdeki Otomobil Listesini Genişletme Departmanı’ gururla sunar:

Cadillac CTS-V Wagon

2010 yılında Cadillac CTS modelinin V ekli station modelini tanıttı. Cadillac, modellerinin yanına V eki getirdiğinde performans beklentilerinizi yükseltebilirsiniz. Bu modelde de farklı olmadı ve CTS-V piyasaya çıktığında dünyada manuel şanzımanla alabileceğiniz en güçlü station unvanını da özgeçmişine ekledi. Zira CTS-V, model gamında şefin spesiyali konumunda bulunuyor. Kaputun altında Corvette C6 ZR1’de kullanılan motordan geliştirilmiş LS9 kodlu 6.2 litre V-8 GM motoru kullanılmış. Motor tekerleklere 556 beygir ve 747 Nm tork güç gönderiyor. Otomobili Tremec 6-ileri manuel veya otomatik (kulakçık değiştirmeli) şanzıman ile sipariş edebiliyorsunuz. Corvette motorlu bu aile otomobili 4 saniyede 0’dan 100km/s hıza çıkıyor ve düz bir yol bulursanız 305 km/s maksimum hıza çıkabiliyorsunuz. Maalesef bu canavarın üretimine 2014 yılında son verildi. Fakat bu kısa üretim süresi ve teknik detaylar onu ileride bir klasik olmaya aday yapıyor.


Porsche Panamera Turbo S E-Hybrid Sport Turismo

 

Panamera piyasaya çıktığından beri tasarımı hep tartışma konusu olmuştur. Seveni olduğu kadar sevmeyeni de azımsanmayacak kadar çoktur. Ayrıca bazı teknolojilerin VW ortaklığından gelmesi ve tasarım felsefesi kimi marka severler için Porsche ruhuna bir ihanet olarak bile görülebiliyor. Fakat hiç kimsenin, bu aracın performans değerlerine karşı olumsuz yorum yapabileceğini sanmıyoruz. Listemize konuk olan modelse geçtiğimiz sene yeni tanıtılan ve 5.0 metre ile adı kadar uzun Porsche Panamera Turbo S E-Hybrid Sport Turismo. Kaputun altında adından da anlaşılacağı gibi bir içten yanmalı bir de elektrik motoru mevcut. İçten yanmalı motor 4.0 litrelik çift turboya sahip bir V-8. Bu motor başlı başına 550 beygir üretirken 136 beygirlik bir elektrik motoruyla desteklenerek toplamda 686 beygir ve 848 Nm tork değerlerine ulaşıyor. Bu değerler aracı 3.2 saniye gibi muazzam bir sürede 0’dan 100 km/s hıza çıkarabiliyor. Son hız ise 309 km/s. Fiyatı mı Söylemeyeceğiz!

 

Audi RS6 Avant Performance

Sıradaki otomobil yine VAG Grubundan. Adeta yasak meyve statüsündeki bu tehlikeli otomobil belki de markası sebebiyle piyasada en çok bilinen hızlı stationlardan. Otomobilin en yüksek seviyesi ‘Performance’ paketi ve standart olarak 4.0 litrelik V-8’den alınan 556 beygire 50 adet daha ekleyerek bu opsiyonu alan şanslı sahibine 605 beygir güç sunuyor. Fakat Audi bu motoru daha da geliştirdiğini açıkladı ve hedefleri 650-700 beygir aralığında süper spor otomobil seviyesini yaklaşmak. Ancak Porsche’nin grup firması olduğu düşünüldüğünde yukarıda detaylarını verdiğimiz hibrit motorun kullanılması da ihtimaller arasında olabilir.

 

Mercedes AMG E63 S Wagon

Sleeper deyip Mercedes’ten bahsetmemek olmaz. Performansı her zaman şımartıcı bir konforla sunmayı başaran Mercedes, E63 Wagon’da da farklı bir şey yapmamış. Oldukça kullanışlı ve konforlu bu modelin arma ve model yazılarını sökerseniz, çevrenizdekileri şok edecek sadeliğe de sahip. Fakat verileri tam tersi. Kaputun altında AMG’nin yeni 4.0 litrelik çift turbolu V-8’i mevcut. Modelin adındaki S takısı bize onun en performanslı model olduğunu söylüyor. Böylece motor 603 Beygir ve 850 Nm tork üretiyor. Bu değerler 9-ileri MCT şanzıman tarafından 4Matic ile birlikte 4 tekerleğe aktarılarak araca 3.5 saniyelik 0-100 km değeri sağlıyor. RACE MODE isimli yarış modu bulunan araçtaki ‘kick down’ kabiliyeti şanzımana 9’dan 5’e veya 6’dan 2’ye kesintisiz düşme imkanı sunuyor. Bu arada aracın ‘drift modu’ da mevcut. Bu araca sahipseniz ailenizi roller coastera bindirmenize gerek kalmayacağından emin olabilirsiniz.

 

Jaguar XF S Sportbrake

Şimdiki konuğumuz bir İngiliz asilzadesi. Aslında tüm dünyada station denmesine rağmen tabii ki ortalama bir İngiliz herhangi bir şeyi tanımlamak için dünyanın kalanı ile aynı kelimeyi kullanmaz. Bu sebeple İngilizler bu tarz otomobillere ‘Estate’ diyor. Aslında kelime anlamı ‘mülk,emlak’ olan bu kelime İngilizlerin bu araç tipini ne kadar benimsediklerini de anlatıyor. Bu sebeple asil bir Jaguar’ın estate seçeneğinin bulunması çok da garip değil. Tıpkı Sting’in Englishman in New York şarkısında söylediği gibi; ‘Gentlemen will walk but never run’. Yani; ‘Bir centilmen hiçbir zaman koşmaz, sadece yürür.’
Bu İngilizin diğer modeller kadar acelesi yok. Kaputun altında süperşarjlı bir V-6 mevcut ve ‘mütevazi’ 380 beygirlik bir güce sahip. Aktarma ise elden geçirilmiş bir F-Type. Fren kullanarak vektorel yönlendirme ile aracı stabil tutmaya çalışan sisteme 4 tekerlekten çekiş destek oluyor. Böylece koşullardan bağımsız olarak yola devam edebiliyorsunuz.

 

Dodge Magnum SRT8

Bir Chrysler 300C’yi alın ve bagajını genişletin. Alın size Magnum.
Bu araç Avrupa’da 300 Wagon adı altında ithal edilmişti ancak ana vatanında adı Magnum olarak kaldı. Araç Chrysler’in arkadan itişli LX Platformu üzerine inşa edilmişti. 2005 yılında üretilmeye başlanan bu model en iyi zamanlarını 2006-2008 yılları arasında SRT8 modeli ile yaşadı. Bu süreçte 425 beygir güce ulaşan model daha yere yakın ve daha sert süspansiyonlar ile performans lastiklerine sahipti. 2008 yılında ise bantlara veda etti. Ancak üretimin sonlandırılmasından sonra FIAT ile bir ortaklık yapıldı. Ayrıca Hellcat piyasaya çıktı. Kim bilir belki Hellcat motorunu yine bir stationda görebiliriz.

 

BMW E61 M5 Touring

2000’lerin ortasında E60 kasaya geçen 5 Serisi için, herkesin gönlünü fethetmiş E39 M5’ten sonra mutlaka bir M5 versiyonu geleceği aşikardı. BMW hayranlarını hayal kırıklığına uğratmadı ve 5.0 litre V-10 motorlu atmosferik bir motora sahip M versiyonunu piyasaya sundu. Bu motorla birlikte aynı dönemde F1’e de girmiş olan BMW, eski kasalarda uyguladığı ham güç felsefesini kenara bırakıp F1’den aldığı yüksek teknoloji içeren detayları bu kasaya uyguladı. 3. nesil SMG’ye sahip 7 ileri otomatik şanzımanlı 507 beygirlik 520 Nm torklu ve atmosferik olduğunu önemle hatırlattığımız bu araç tıpki bir F1 otomobili gibi yüksek devirleri seviyordu ve sorunsuz bir şekilde 8000 dev/dak çevirebiliyordu. Bu kasada BMW hızlı aile babalarını unutmadı ve E61 kasa koduyla M5 Touring’i piyasaya sundu. 250 km/s ile sınırlandırılan son hız için limit kaldırıldığında 320 km/s’i geçtiğine dair söylentiler mevcuttu. Üretimi bittikten sonra satış rakamlarını inceleyen BMW, F10 kasa ve mevcut kasada station seçeneklerini sunmadı. Bu da onu aynı Cadillac CTS-V gibi potansiyel bir klasik adayı yapıyor.

 

Bonus:

1994 Buick Roadmaster Wagon

Yukarıda sayılan araçların arasında 1994 model bir Buick’in ne işi var diyebilirsiniz. Hatta fotoğrafına baktığınızda ahşap kaplı mobilyacılar sanayi sitesinden çıkmış gibi durması da soru işaretlerinizi arttırmış olabilir. Ancak bu özel olarak hazırlanmış bir araç. Sahibi de sinema oyuncusu Dax Shepard. Aracın hikayesine gelecek olursak; Shepard’ın eşi ona hamile olduğunu söyledikten sonra ilk işi kendine bir araç aramak olmuş. Sebebini ise kendisinden dinleyelim; ‘Çünkü baba olacaksam bir Minivan kullanmak istemiyordum. Hızlı ve drift yapabilen bir araç istiyordum.’ Bunun üzerine bir yıllık arayıştan sonra Dax bu aracı gözüne kestirmiş. Standart olarak 5.7 litrelik atmosferik bir V-8 ile gelen bu araç 250 beygir güce sahipmiş. Aracın motorunu söküp yerine 6.2 litrelik GM LSA V-8 sandık motor yerleştirmiş. Motoru süper şarj ile besledikten sonra 550 beygirlik güç elde etmiş. Bunu dışında Magna Flow Egzoz, Wilwood frenler ve güçlendirilmiş süspansiyon eklemiş. Ona göre şimdi tam bir aile otomobili olan aracından çok memnun. Aşağıdaki videodan Jay Leno’s Garage’a konuk olan aracını Dax’in ağzından dinleyebilirsiniz.