WRC 2019’un Başlangıç Panoraması

Merhaba, ben Kutay Ertuğrul. 2019 WRC sezonunda sizlerle birlikte olacağım ve sizlere mümkün olduğunca rakamlardan uzak, sezonun daha dramatik ve hikayeleştirilmiş tarafını aktarmaya çalışacağım. O zaman müsaadenizle başlayalım.

Evet, sezon başladı ve ilk iki yarışın galibi belli oldu. Fakat Tork bey ile süren pazarlıklarımız henüz bitebildiğinden, ben de kalem kağıt başına ancak geçebiliyorum. Peki bizi 2019 WRC sezonunda neler bekliyor ? Bu sorunun cevabına geçmeden önce, isterseniz önce sezonun nasıl başladığına odaklanalım.
2019 sezonunun öncesinde takımlar ve pilotlar arasında oldukça hızlı bir ”dinlenme sezonu” yaşandı. Bu dönemde herkesin hızını sevdiği fakat kazalarıyla hatırladığı Britanyalı sürücü Chris Meeke Toyota’nın yolunu tutarken, Toyota Gazoo Racing’in patronu efsanevi Tommi Makinen, Tanak ve Latvala’yı takımda tutmayı başardı.

Citroen evladını geri aldı. Bir Seb’i kaybeden (buraya daha sonra geleceğiz ) Citroen, yerine deyim yerindeyse altyapıdan çıkardığı bir diğer Seb-Sebasitan Ogier’i tekrar takıma dahil etti. Ogier’in yanına ikinci pilot olarak Lappi’yi koyan Citroen’in tek eksiği üçüncü otomobili yarıştıracak bütçeden yoksun olmaları. Sezona iki otomobil ile başlayan Citroen’in takımlar şampiyonluğu için yarışması ise bir hayli zor. Ancak elbette eğer kadronuzda Ogier varsa hiçbir şey önceden tahmin edilemez.

Ford 2019 sezonunda iki araçla yarışacak bir diğer takım. Efsaneleşen takım patronlarının daha da büyük boyutlarda bir patron koltuğuna oturarak CEO pozisyonuna geçmesi sonrasında takımın sportif rekabetçiliğinin düşmesi bekleniyordu ki sezonun ilk iki yarışında bunun tam olarak bu şekilde gerçekleştiğini görmüş olduk. Yine de hiç belli olmaz, Hem Elyfn hem de Sunninen her yarışta süpriz yapmaya müsait iki pilot. Güncel Fiesta’nın da ne kadar ”her zemine uygun” bir otomobil olduğunu iki sezondur yaşıyoruz.

Şimdi sıra geldi bir diğer şampiyonluk adayına; Hyundai. Neuville, Mikkelsen, Ogier, Sordo, Paddon ve Loeb ile birlikte, bir süre Torktv ailesindeki patronlarımızdan Kerim Tar’a bile pilot koltuğu hayali kurturdan takım oldukça geniş ve kabiliyetli bir kadro ile sezona giriş yaptı. Özellikle Kral’ı (Loeb) geri döndüren ve geri döndürmekle kalmayıp kendi takımına katarak beklenmeyeni başaran Hyundai için bu sene muhtemelen o sene. En azından takımlar şampiyonluğunu çok istiyorlar, bu kesin.

Şampiyonaya üç otomobil ile katılanlar Hyundai ve Toyota. İki otomobil ile katılanlar Citroen ve Ford. Tabi ki bu katılımcılar takımların kendi araçları. Müşteri aracı ayrıntısına bu yazımda girmiyorum ki dağılmayalım..

Sezon klasikleştiği gibi Monte Carlo Rallisi ile start aldı. Monte Carlo her zaman ne beklenebileceğinin tam bilinmediği sezonun ilk yarışı olma özelliğine sahiptir. Kar, buz, ıslak asfalt ve kuru asfalt gibi fazlasıyla çeşitlenebilen zemin yapısıyla pilotlar ve otomobiller için sezona hızlı fakat oldukça tuzaklı bir başlangıçtır. 2019 Monte Carlo’da soru işaretleriyle başladı. Akıllarda ”Toyota ne yapar”, ”Hyundai bu sene olabilir mi” ya da ”Loeb yarış kazanır mı” gibi bir çok merak edilen soru vardı ki ben tüm bu soruları geride bırakmak istediğimi anladım. Çünkü belli ki geçen sezon nasıl efsane bir sezon olduysa, görünen o ki 2019’un da 2018’den eksik kalan yanı olmayacak ve bizim de bu heyecanın keyfini çıkarmamız gerekiyor.

Ve tekrar yarışa geri dönersek…Yazının başında söylediğim gibi, detaylarla sizi sıkmayacağım. Monte için kimsenin favorisi yoktu desek, bence yanlış olmaz. Herkes Loeb’ten süpriz bekliyordu ki İki etap kazanarak bunu gerçekleştirse de, yıllarca en önde görmeye alışık olduğumuz Sebastian bu sefer dördüncülük ile yetinmek durumunda kaldı. Toyota ve Tanak birlikte geçen sezon inanılmaz bir hız ve kararlılığa sahipti ve yine bu özelliklerini öne çıkartmayı başardılar. Fakat ilk gün patlayan lastiklerinin götürdüğü zamanı geri getiremediler ve mücadeleyi üçüncü sırada bitirdiler. Neuville için bu yıl ”ya şimdi ya da asla” senesi. Onun için bu sene daha fazlasını vermek için çok hevesli fakat..yine olmadı. Yarış sonunda ikincilik kürsüsü bir kez daha Neuville’in. Yine de kötü bir başlangıç değil. Sezon uzun ve daha çok yarış var fakat! ne yaparsanız yapın bazı şeyler kolay değişmiyor. Ogier, takım veya otomobil, neyi değiştirdiğinin önemi yok; Bir kez daha, pek çoklarına göre Dünya’nın en zor rallisi olan Monte’yi tekrar kazanıyor ve yeni takımlarıyla inanılmaz bir başlangıç yapıyor. Monte için kapanış cümlesi ise Meeke’e ait. Bu sezon kazadan uzak durabilirse neleri başarabileceğini, Powerstage’i 3.9 saniye farkla kazanarak fazlasıyla gösterdi tecrübeli İngiliz.

Ve İsveç… İsveç deyince aklınıza ne geliyor? Sarışın insan ırkı? Peki başka? Mesela kar, soğuk ve biraz da buz.? İsveç Rallisi söz konusu olduğunda İsveç ile ilgili aklınıza gelenleri, kar ve buz üzerinde 195 km/s hızla giden otomobiller ile birleştirin. Kar ve buz üzerinde, orman yollarının içerisinde, hız ve yan kavramlarının birleşimi ile WRC takviminde eşi benzeri olmayan sezonun tek beyaz zeminli rallisi. En ufak hatanın kar birikintisinde bitebileceği 22 etap. 2019 Dünya Ralli Şampiyonasının 2. ayağı İsveç’e hoşgeldiniz.

İsveç rallisinde kazananı hatalar belirledi demek belki de benim için çok kolay olacaktı ama bir adam çıktı ve dedi ki; ”Bu sene hiçbir şey geri kalanlar için kolay olmayacak”. Peki kim bu adam? Nereden çıktı ve bu kadar büyük sözlerle nasıl bu kadar net bir mesaj verebildi? İsveç rallisi Latvala’nın atağı ile başladı. Deneyimli Fin açısından kariyerini şampiyon olarak bitirmek için artık son şanslar ve o da bunun son derece farkında. Her yarışa bu odakla hazırlandığını kendisi de sürekli belirtiyor. Sunninen yeni nesil Fin pilotlardan. Ford ona bu sene oldukça bel bağlamış durumda. Kendisinden en azından bir kaç podyum ve düzenli puan kazanımı bekliyorlar. Genç bir pilot için oldukça zor bir görev gibi gözükse de, genç Fin bu görevleri kabul etmiş gibi görünüyor.

Sunninen ilk günün lideriydi. Zaten İsveç rallisinde İskandinav pilotların dominasyonu olduğu aşikar. Sebastian’lardan önce kıta Avrupa’sından bir pilotun İsveç’i kazanması pek olası bile değildi. İlk gün biterken herkes sırasını kabul etmiş durumda gözüküyordu fakat bir anda kar birikintisinin içinde bir araç; Latvala.. Loeb haricinde start listesinin en deneylimlisi olan Latvala, bir kez daha hata yaparak; kar birikintisine saplandı.

Sunninen ikinci güne lider olarak başladı. Temposu stabildi ve kendine güvenen demeçler vermekten eksik kalmıyordu fakat İsveç hiçbir küçük hatayı kabul etmez. Fazla hız taşıyarak sol viraja gelen Sunninen, istediği tutunmayı bulamıyor ve kar birikintisine kafalama dalarak kendisi için günün sonunu getiriyordu. Sonuç; yeni liderimiz Tanak. Peki bundan sonra ne oldu biliyor musunuz dostlar? Tanak adeta bir resital sergiledi. Her etap en hızlı dereceler geldi ve fark sürekli açılarak devam etti.

Yarışın dördüncü ve son günü 1 dakikalık farkla önde olan Tanak’ın ralliyi kazanmasına kesin gözüyle bakılıyordu. Peki ”powerstage” puanları kime gidecekti? Gün içinde koşulan dört etapta konuşulan tek konu buydu. Ogier powerstage için start sıralamasını değiştiriyor (daha iyi tutunma sağlayan start pozisyonuna geçmek amacıyla), Neuville lastiklerini harcamıyor, kimisi araç daha hafif olsun diye tek stepne ile çıkıyor ve powerstage tam bir heyecan fırtınasına dönüşüyordu. Ogier, Neuville, Meeke, Loeb hepsi teker tekrar ellerinden geçen herşeyi yapıyordu. Nasıl olsa Tanak’ın powerstage için gazlamasını kimse beklemiyordu. Derken öyle bir zaman geldi ki; Neuville’den -3.5, Ogier’den -4.6 sn daha iyi bir dereceyle en iyi zaman ve tam puan ( 30 puan ) sıfatları ile birlikte yarışın kazananı Tanak oluyordu. Tüm bu yaşananlar ise şu mesajı veriyordu; ”Geçen sene geç başladım, bu sene tüm sezon buradayım.”

WRC’nin bir sonraki yarışı bu yazı yazılırken tam olarak 9 gün 3 saat 56 dakika sonra Meksika’da. Toprakla bu sezon ilk kez buluşacak otomobil ve pilotlar aynı zamanda Meksika’nın yüksek rakımıyla da mücadele edecek. Geçen sene yüksek irtifalı yarışlardan çok darbe yiyen Toyota’da gözler Tanak ve çok güvendikleri Yaris’te olacak. Sanırım benim gözlerimde en çok onlara bakacak. Meksika’da görüşmek üzere, Adios Amigos.